Main image
17th Nisan
2008
written by admin

Balat’ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar  dayanmaktadır. Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi  olan  Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyoekonomik ve kültürel açıdan İstanbul’un yaşayan  semtlerinin  başında  gelmiştir.


Museviler için Balat bölgesinin  her zaman tarihi bir önemi  olmuştur. Bunun nedeni, yüzyıllardan beri İstanbul’a göç eden veya sürgün  olan  bütün Musevilerin buraya yerleşerek kendi aralarında kaynaşmalarıdır. Böylece her  yüzyılda  olduğu gibi fetihten sonra da, Makedonya’dan  ve  İspanya’dan  göç  eden  Museviler bu  semte  yerleşmişlerdir.
Fatih vakfiyesine göre Balat’a ilk yerleştirilenler, Makedonya-Kastorio’dan  getirilen 100 kadar fakir Musevi  ailesidir. Aileler geldikleri semtin adını taşıyan Kastorya Sinagogu’nu inşa edip çevresine  yerleşmişlerdir. İstanbul bundan sonra Museviler  için  bir yerleşme yeri  olmaya  devam  etmiştir. 1492′de İspanya’dan, 1497′de  Portekiz’den ve İtalya’dan  Balat semtine gelen Museviler; Geruş, Neve Şalom, Messina ve Montias  Sinagogları’nı  kurmuşlardır. 1599′da Rodos’tan gelenlerin bir kısmının yine Balat’a yerleştikleri görülmüştür. 1660′taki büyük yangına kadar  Eminönü bölgesinde Bahçekapı, Tahtakale ve Yemiş İskelesi’nde oturdukları bilinen Museviler de bu yangından sonra Balat’a yerleştirilmişlerdir.
Böylece 17. yüzyıldan itibaren, daha önceleri Bizans Musevisi Romaniyotların ağırlıkta oldukları Balat’ta, diğer Musevi grupların da katılmasıyla etkin bir cemaat oluşmuş ve zaman içinde cemaatler birbirine karışmıştır.
Balat,  Fatih  devri sonrası kayıtlarda mescitsiz bir mahalle  olarak  bilinir.  16. yüzyılda mahalle adı semt ismine dönüşüp Karabaş ve Molla Aşki  Mahalleleri’ni de içine almıştır. Zamanla buralarda Müslümanlar da yerleşmeye başlamış, camiler, mescitler,  tekkeler kurulmuştur. Balat’ın en ünlü tekkesi Sünbül Tekkesi idi.
Balat’ın en parlak dönemi 17. yüzyıldır. Semt 18. ve 19. yüzyıllarda giderek önemini yitirmiştir. Bu değişimin nedenleri olarak; bölgeyi büyük ölçüde etkileyen Haliç kıyılarındaki ticari canlılığın azalması, 1894 depremi, ardı ardına çıkan yangınlar  gösterilebilir. Hasköy, Ortaköy, Kuzguncuk ve özellikle  Galata ve Pera’nın daha nitelikli yerleşme alanları olarak çekiciliğinin  artmasıyla  halkın  Balat’ı  terk  etme  süreci  başlamıştır.
19. yüzyılda,  İstanbul’un Altıncı Daire-i Belediye sınırları içinde kalan Balat’ta her biri bir haham tarafından yönetilen 7 dinsel grup ya da cemaat vardır. 19. yüzyıl  tarihli  haritalarda Dış Balat, Tahta Minare, Karabaş, Dubek, İç Balat, Kasturya ve İstipol çevreleri ve Ayvansaray’ın üstlerine doğru Lonca Mahallesi’nde, Musevi ağırlıklı bir halk yaşıyordu. İstanbul’un 19. kapısı olan Balatkapı’nın dış tarafında Musevilerin, iç tarafında ise çeşitli cemaatlere mensup kalabalık bir halk kesiminin oturduğu bilinmektedir.
Tarih boyunca semtin sosyal yapısında belirli bir farklılık ortaya çıkmıştır. Semtin  yapısı  oturan  insanlara  göre  şekillenmiştir.  Örneğin geçen yüzyılda Haliç kıyısındaki sokaklar, başta kayıkçılar olmak üzere gemiciler, sokak satıcıları, hamallar vb. kişilerin yoğun  olarak  yaşadığı  bir  bölge  olmuştur. Buna bağlı olarak da burada iskeleler, kayıkhaneler, kahveler, çok sayıda fakir aileyi barındıran yahudhaneler yer almıştır. Buna karşın Suriçi’ndeki Dubek, Ahrida, Tahta Minare, İstipol ve Kasturya Mahalleleri varlıklı tüccarların semtiydi. Genelde Musevi ağırlıklı olmakla birlikte, Balat’ın Fener’e yakın olan Tahta Minare ve Kariye Camii’nin altındaki İstipol Mahallesi’nde Rumların  yaşadığı, sahilde surların hemen ardındaki Surp Hreşdagabet Kilisesi çevresinde ise Ermenilerin odaklaştıkları bilinmektedir.
Balat semti, hemen her zaman karanlık görünümlü, dar, bakımsız bir çevre olarak tanıtılmıştır. Balat  tarihi  boyunca sağlık  yönünden  tehlikeli  ve  pis  bir  semt  olarak  bilinmekteydi. Örneğin; 24 temmuz 1895  tarihli  kayıtlarda; Balat’ta  baş gösteren  kolera  dolayısıyla  alınan  sıhhi tedbirler  yer almaktadır.
Balat semtinde 19. yüzyılda Musevi nüfusunun yoğun olduğu  mahalleler, 20. yüzyılın  başında zamanla sosyal açıdan dikkate değer  bir değişime uğramıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Balat, genellikle Galata bölgesine göç vermiştir. Özellikle 1942′de yürürlüğe giren “Varlık Vergisi”, 1948′de İsrail Devleti’nin kurulması,  semtin Museviler tarafından terk edilmesinde  önemli etkenler olmuştur. Bütün bunlar Balat’ın geleneksel ticaret hayatını kötü bir şekilde  etkilemiştir. Bölgede yaşayan  Musevi nüfus  azalmış, çoğu yardım derneklerinin katkılarıyla geçinen, ekonomik düzeyi düşük birkaç aile ile kentin Şişli, Nişantaşı gibi semtlerinde oturup işlerini Balat’ta sürdüren az sayıda tüccar ve esnaftan ibaret kalmıştır.
1890′lı yıllarda Balat lağımlarının tüm yerleşim alanlarını tahrip ederek  denize ulaşması, 19. yüzyılda  balıkçılık ve liman işletmeciliği faaliyetlerini  önemli  ölçüde azaltmıştır. 20. yüzyılın  ortalarından itibaren Haliç’in yukarı kesimlerinde  karayolları sayısının  artması, deniz ulaşımını  oldukça  olumsuz etkilemiştir.
Balat’ta Bizanslılar ve Osmanlılar dönemlerine ait birçok tarihi yapı  bulunmaktadır. Balat, özellikle sinagogları, kiliseleriyle bilinmektedir. Bunlar   Balat’ın ünlü sinagoglarından Hevra, Selaniko, Eliav, Neve Şalom, Yanbol, Veria, Ahrida ve Fener  bölgesinde  Çana  Sinagogu’dur. Bu yapılardan günümüze sadece Yanbol ve Ahrida Sinagogları kalmıştır. Ayrıca Çarşı Hamamı, Tahta Minare Hamamı, Ferruh Kethüda Camii, Hoca Kasım Günani Mescidi, Molla Aşki  Mescidi, Yusuf  Şücaüddin  Camii, Ayios Dimitrios Rum Kilisesi, Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi de bu kesimdedir. 19. yüzyılda sık sık adı geçen Dubek ve Lonca Mahalleleri’ndeki önemli yapılar arasında Pol Yaşan, Pol Hadaş Sinagogları, Alliance Israelite Okulu, Or-Ahayim Musevi Hastanesi yer almaktaydı. Bunlardan pek azı günümüze dek kalabilmiştir
Balat’ın  yukarı  mahalleleri olan Kasturya bölgesi eskiden merdivenleriyle  bilinirken  günümüzde bunları simgeleyecek bir eser kalmamıştır.  Sadece  bölgede  dış duvarı ve kapısı bulunan Kasturya  Sinagogu  bilinmektedir. İspitol Mahallesi’nin  en  önemli  yapısı  İstipol Sinagogu ‘ydu. İstipol  bölgesinde   genelde camcılık, antikacılık, fes yapımcılığı gibi işlerle uğraşan varlıklı aileler oturmuş, fakat  bölge ve halkı yangınlardan  oldukça  etkilenmiştir.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google
Tags: ,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.