Karagümrük’te Mesih Mehmet Paşa Camii’nin kuzeyindedir. Küçük Değirmen ve Sütçü Murat Sokakları arasında yer alır. “Fetva Emini Medresesi” olarak da bilinir.
Zeynep Ahunbay’ın kaleminden medrese şu şekilde ifade edilir:
“II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) fetva emini olan Hacı Nuri Efendi camiyi yeniletmiş, yanına da bir medrese yaptırmıştır. 1875′te hazırlanan İstanbul haritasında cami gösterilmiş, fakat medrese belirtilmemiştir. Buna dayanarak, 1875 ile Nuri Efendi’nin istifa tarihi olan 1909 arasında yapıldığı tahmin edilen medresenin, 1914′teki tespit çalışmasında 13 odası, çamaşırhane, abdesthane. gusülhane ve yeterli büyüklükte bir avlusu olduğu belirlenmiştir. Sayılan mekanlar arasında dershane yer almamaktadır; medresenin dershanesi olmadığı, caminin bu amaçla kullanıldığı sanılıyor. Konumu ve rutubetli olması dolayısıyla o tarihte (1914) öğrencilerin barınmasına uygun bulunmayan yapının duvarları kagir, örtüsü ahşaptı. Doğudan, Sütçü Murat Sokağı’ndan girilen, düzgün olmayan dörtgen planlı avlunun güneybatı yönü cami ile sınırlanıyordu. Avlunun güneydoğu ve kuzeydoğu kenarlarında “L” oluşturan bir grup ve kuzeybatıda tek kol halinde hücreler sıralanıyor, kuzeydoğuda hücreler arasında bulunan dar bir geçitten helalara geçiliyordu.
1970′lerde çekilen fotoğraflarda medresenin dış duvarlarında kemerli üst pencereleri, avlu yönündeki ahşap direkli dar sundurması, kiremitle örtülü çatısı görülebilmektedir. Harap bir durumda 1979′a kadar ayakta duran yapı, aynı yılın Ağustos ayında bir yangın geçirmiş, geriye yalnızca kagir duvarları kalmıştı.
Medresenin enkazı kaldırıldıktan sonra, 1987′de arsası camiye katılmış; kuzeybatı tarafına cami görevlileri ve yatılı Kuran kursu öğrencileri için bodrumunda helalar bulunan üç katlı bir bina yapılmıştır. Zeminine dökme mozaik döşenen avluda, medreseden geriye yalnız bir çınar ağacı kalmıştır.”





