Edirne Kapısı yakınında Bizans su haznesi ile kuzeyde Kasım Ağa Mescidi arasında eski bir Bizans su sarnıcı bulunur. “Aetios Sarnıcı” olarak kabul edilen ve Çukurbostan’ın kuzeyinde olan bu kapalı sarnıcın, aynı bölgede olduğu bilinen “Büyük Petra Manastırı”na ait olduğu sanılır.
Türk döneminde bir ara “Cin Ali Köşkü Mahzeni” olarak adlandırılan sarnıç, 1546 tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’ne göre, komşusu olan Kasım Ağa Mescidi’nin evkafı arasında anılır.
Semavi Eyice sarnıç hakkında şunları söylemektedir:
“İstanbul’un eski Bizans su tesislerine dair etraflı bir inceleme yapan Ph. Forchheimer ile J. Strzygowski’nin 1892′deki araştırmaları sırasında, bu sarnıcın Ermeni iplik bükücüler tarafından atölye olarak kullanıldığına işaret edilmiştir. 1919′da Salmatomruk Mahallesi’ni kül eden büyük yangında bütün çevresi ile tahribe uğrayan sarnıç, uzun yıllar sahipsiz bir harabe halinde kalmış ve burada 1950′den sonra yeniden yapılaşma başladığında, kubbeleri delinerek çevrenin çöplüğü haline getirilmiştir, içine çocukların düştüğü yolundaki şikayetler üzerine de, toprak ve çöp doldurularak bütünüyle yok edilmiştir. Bugün Karagümrük Sarnıcı’ndan görülebilir hiçbir şey yoktur.
Sarnıç, dikdörtgen planlı içten 17.20x 29 m ölçüsünde bir tesis idi. Her bir dizide yedi destekten dört sıra halinde 28 sütun, kemerleri ve bunların üstlerindeki kırk tuğla kubbeyi taşıyordu.
Karagümrük Sarnıcı’nın İstanbul arkeolojisi bakımından en ilgi çekici tarafı, içinde destekleyici olarak kullanılan malzemenin çeşitliliği idi. Burada daha eski yapılardan devşirilmiş, değişik boylardaki sütunlar kullanılmış ve bunlara yine devşirme değişik sütun başlıkları konulmuştur. Sütun gövdelerinin boylarının yeterli olmadığı yerlerde ise kaide olarak yine eski sütun başlıkları kullanılmıştı. Hatta bazı yerlerde gövde çok kısa olduğundan üst üste devşirme bir çift başlık konulmuştu. Böylece Karagümrük Sarnıcı adeta değişik üsluplarda bir Bizans sütun başlıkları müzesi görünümüne girmişti.”





