İstanbul’un kiliseden çevrilen ibadet yerlerinden biridir. Edirne Kapısı’nın kuzeyinde, Haliç’e inen yamaçta bulunmaktadır. Kilisenin, 9. yüzyılın ilk yarısı içinde yazıldığı anlaşılan bir kaynakta, Ayios Teodoros adında bir kişi tarafından 6. yüzyılda kurulduğu sanılır. Fakat ancak 8. yüzyılda manastırın varlığı kesinleşir.
Khora Manastırı ve Kilisesi’nin yeniden canlanışı 11. yüzyılın sonlarında, İmparator I. Aleksios Komnenos (1118) döneminde gerçekleşir. O sıralarda çok harap durumda olan bu dini tesis, Aleksios’un kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından restore edilmiş, kilisesi de değişik bir mimaride yeniden yapılmıştır.
Şehrin 1204-1261 arasındaki Latin işgali sırasında manastır ve kilisenin durumuna dair bir bilgi yoktur. Bizans devleti 1261′de ihya edildikten sonra, saray ileri gelenlerinden Teodoros Metohites, manastır ve kiliseyi tamir ettirmiş (1316-1321), genişletmiş ve kilisenin içini mozaik ve freskolarla süsletmiştir. Bütün bu çalışmalar 1303’e doğru başlamış ve 1320′ye doğru bitirilmiştir.
Şehrin Türkler tarafından 1453′te kuşatılması sırasında, o vakte kadar Sarayburnu’nda Hodegetria Kilisesi’nde bulunan ve şehrin koruyucusu olarak kabul edilen Meryem ikonası, surlara en yakın yer olduğu için, Khora Manastırı Kilisesi’ne getirilmiştir.
Kilisenin, fetihten sonra bir süre boş olarak durduğu sanılmaktadır. Nitekim sağdaki ek kanadın apsisinde fresko üzerine 15. yüzyılın sonlarına doğru sivri uçlu bir aletle kazınmış bir İtalyan adı, bu sıralarda henüz camiye dönüştürülmeyen kilisenin içine yabancıların serbestçe girebildiğini gösterir. II. Bayezid dönemi (1481-1512) sadrazamı ve Çemberlitaş’ta da camii olan Atik Ali Paşa (ö. 1511), kiliseyi camiye çevirerek vakfetmiştir. 953/1546 tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde sadece iki satır halinde “Kenise Cami” (Kilise Camii) başlığı altında bildirilerek, Ali Paşa’nın Çemberlitaş’taki evkafına bağlı olduğu haber verilir. Türk döneminde bu ibadet yerinin adı “Kahriye” veya “Ka’riye Camii” olarak da söylenir olmuştur. Bugün ise Kariye şekli yerleşmiştir. Karye ise bir bakıma Khora’nın anlam bakımından Türkçesidir.
Kariye Camii, 1948′den sonra müzeleştirilmiş ve içinde İslam ibadeti ile ilgili hiçbir şey bırakılmamıştır. Yalnız sağ köşesinde yükselen ve şerefe kısmının geç yüzyıla ait olduğu belli minaresi kalmıştır. Müze idaresinin izni ile içindeki ahşap minber de çıkarılarak. Zeyrek Camii’nin bir bölümüne götürülmüştür. Böylece geride Türk dönemine işaret eden bir iz kalmamıştır.





