Zihni Paşa Camii, Kadıköy’ün Erenköy Mahallesi’nde, Erenköy Tren İstasyonu’nun hemen yanında, meydanda bulunur. Caminin son cemaat yeri girişi üzerindeki üç satırlık yapım kitabesinden, Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) devlet adamlarından Mustafa Zihni Paşa tarafından 1320 (1902-03) yıllarında yaptırıldığı anlaşılan cami parmaklıklarla çevrili bir avlu ortasındadır.
Bu cami küçük ölçülü, yüksek kasnak üzerinde yer alan basık kubbe ile örtülüdür. Esas olarak kare planlı olan bu cami eklektik özellikler gösterir. Yapının batı cephesine 1980 yılında bir ek bina bitiştirilip, genişlemesi sağlanarak orijinalliği bozulmuştur. Üç gözlü son cemaat yeri, cepheden dışa taşkın olarak yapılmış, düzgün kesme taştan inşa edilmiş olan esas yapının önündedir. Bu üçlü giriş renkli taşla örülmüş sivri kemerlidir ve orta bölümü yandakilere göre daha yüksek ve geniştir. Son cemaat yerinin dört köşesinde, saçak kenarlarında bulunan ampir üslubundaki akroter parçaları yapıya hareketli bir görünüm verir.
Son cemaat mahalli camekanla kapatılmıştır. Sağ tarafındaki küçük kapıyla minareye geçilir. Minare kesme taştan örülmüş, silindiriktir. Şerefe altında iki sıralı mukarnas dizisi dolanmaktadır. Şerefe korkuluğu ise ajurlu mermer levhalardan oluşmuş, külahı ise yive taştan oluşmuş ve yüzeysel nişlerle hareketlendirilmiştir. Sivri kemerle çevrelenmiş, üzerinde bir ayet kitabesi bulunan, ajurlu ve kabartma bezemeli madeni kapı ile son cemaat yerinden harime girilir. Cami oldukça ışıklı bir görünüme sahiptir. Yan cephelerinde üçüz; kuzey ve güney cephelerinde, mihrap ve kapının iki yanındaki sivri kemerli; ayrıca kasnak üzerindeki yuvarlak pencerelerle aydınlatılmıştır. Kubbe doğrudan duvarlar üzerine oturtulmuş, arada kalan boşluklar ise üçgen ve yamuk parçalarla doldurulmuştur. Arka bölümde üç yuvarlak pencere ve bir kapı ile bağlantısı sağlanan kapalı bir mekan vardır.
Son cemaat yeri örtüleri de dahil olmak üzere caminin içinin çok renkli kalem işi bezemeyle kaplı olduğu görülmektedir. Fakat eski fotoğraflara bakıldığında, batı cephesine yapılan ek bölümle birlikte elden geçen caminin kalem işi süslemelerinin de orijinaline uygun olmayan bir onarımdan geçtiği anlaşılır. Bu fark da en iyi kubbede görülür. Kubbe gerçekte yıldızlarla kaplıdır. Göbekte yer alan ayet kuşağı ve bunu çevreleyen palmetli, şemseli klasik dönem motifleriyle oluşturulmuş bezemeyle değiştirildiği dikkat çekmektedir. İçleri bitkisel motifli kompozisyonlarla ince bir bordürle panolara ayrılmış duvar yüzeyleri hareketlendirilmiştir. Son cemaat yerinin çapraz tonozları ise ince kıvrık dallar üzerindeki Rumiler ve bunların oluşturduğu palmetlerden oluşan kompozisyonlarla tamamen kaplanmıştır. Bu arada yapılan değişiklikler sadece kompozisyonlarda değil aynı zamanda renklerde de yapılmıştır. Mihrap nişinde de kalem işi bezemeler çok başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Kabartma olarak yapılmış ince kıvrık dallar üzerindeki rumi ve palmet motifleriyle hareketlendirilmiş olan mermer mihrap, dışarıya yansıtılmamıştır. Ayet kitabesi dilimli kemerin üzerinde yer almaktadır. Onun da üzerinde yine aynı kabartma motiflerle bezenmiş tepelikle mihrap taçlandırılmıştır.
Ahşap vaaz kürsüsü ve minber, mihrap cephesiyle doğu cephesinin birleştiği köşeye yerleştirilmiştir. Kaliteli ve geometrik ajurlu bezemeleriyle, bitkisel motifleriyle dikkat çekmektedir. Avluda sekiz cepheli, geniş bir saçağa sahip şadırvan şeklinde, üzeri kabartma yıldızlarla çevrilmiş kesik küre şeklindeki kubbe ile örtülmüş bir çeşme vardır. Çeşme 1323/ 1905 - 1906 tarihli olup önünde tekne yerine sekiz köşeli gider çukuru yapılmıştır. Avluda bu çeşmeden başka, önünde madeni parmaklıklarla çevrilmiş, Mustafa Zihni Paşa ve ailesine ait mezar taşlarının bulunduğu küçük bir hazire mevcuttur. Bunun yanında cami avlusunun etrafında ve mihrap cephesi yönündeki yolun diğer tarafında bulunan ve camiye gelir getirmesi için yapılan tek katlı dükkanlar ise bakımlı olarak günümüze karar ulaşmıştır.





