Balat
Kasturya Sinagogu
Balat’ta Püsküllü ve Kürkçü Çeşme Sokakları’nın birleştiği yerde bulunur. İlk yerleşen Musevilerin geldikleri Makedonya’nın Kasturiya kentinden ismini almaktadır. Sinagog 1453 yılında açılmıştır, kapasitesi 150 kişiliktir. Günümüze kadar kalabilen bir tek giriş kapısı olan eser, 1801 yılında onarım görmüş, 1935 yılında elektriğe kavuşmuştur. (more…)
Balat’ın kuzey kısmına düşen Eğrikapı Mezarlığı’nın Balat’ın yerleşim tarihinde özel bir yeri vardır. Burada, 1840′lara dek bir Musevi mezarlığı bulunmaktaydı. Ancak bu tarihlerden sonra, bu mezarlıkta yer kalmaması nedeniyle, Hasköy’deki mezarlık kullanılmaya başlamıştır.
Tahta Minare Hamamı: Hızır Çavuş Mahallesi’nde olup, Osmanlı sadrazamı olan Ragıp Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Sultan Hamamı: Avcı Bey Mahallesi’nde olup, II. Bayezid’ın kızı Hatice Sultan tarafından yaptırılmıştır.
Balat Hamamı: Molla Aşki Mahallesi’nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ferruh Ağa tarafından yapılmış, “Çavuş Hamamı” olarak da bilinmektedir, fakat bu tamamen yanlıştır. Balatkapı’nın tam karşısında bulunması, Fatih evkafından olan Balatkapı Hamamı ile aynı yapı olduğu fikrini çok kuvvetlendirmektedir. Bugün mevcut olan hamamın Fatih Sultan Mehmed dönemine ait olduğu kesindir. Süsleme sanatının hiçbir özelliği bulunmayan hamam, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası ile hiçbir hamamda görülmeyen mimari özellikleri dikkat çeker. Hamam 1871 yılında hamamlar için düzenlenmiş nizamnameye göre birinci sınıf hamamlar arasında yer alır. İstanbul’un en eski hamamıdır.
Dış Balat’ta, Haliç yoluyla İstanbul’un diğer bölgeleri ile iletişimi sağlayan iskeleler bulunmaktaydı. Bunlar, Eminönü’ndeki kapanlarla bağlantılı olan, meyve ve sebze gelişi için kullanılan Yemiş İskelesi, Odun İskelesi, Eyüp ve Galata arasındaki ulaşımı sağlayan vapur iskelesi, Hasköy-Balat arasındaki sürekli ve yoğun trafiği karşılayan kayık iskelesi, mavnaların (açık denize atık, çöp boşaltan gemi) yanaştığı iskele olarak sıralanmaktaydı.
Balat bir zamanlar, İstanbul’un en ünlü kahvehaneleri ve meyhaneleriyle biliniyordu. Bu kahvehanelere genellikle ayak takımı denilen işçiler, hamallar gelmekteydi. Bunların başlıcaları; İsmail’in Kahvesi, İbiş’in Kahvesi, Balat İskelesi’nde bulunan Hüseyin’in Kahvesi idi. Bunun yanında dokuz ünlü meyhanesi kaydedilir, Bunlar; Karanlık, Koçe Kalfa, Köroğlu, Bahçeli, Yarım Balat, Karanfil, Yasef, Enserci Nesim, Balta Yusuf adlı meyhanelerdir. Balat’ın merkezi sayılan Agora Meyhanesi, bugün dahi adı akıllarımızdan çıkmamış, yıllarca aşkları, şarapları, şarkılarıyla yaşamıştır.
Balat’a 133 yıldır hizmet eden “Or-Ahayim Hastanesi” 1858 yılında yapılmıştır. Hastanenin ilk binası küçük bir evken 1883 yılında kapatılıp sağlık hizmeti veren “Or- Ahayim Derneği” kuruldu. Derneğin amacı Balat ve Hasköy’deki yoksul hastaların tedavisini sağlamaktır. Hastane, Yahudi ileri gelenlerin bağışıyla kurulmuş ve hatta “hastane yardım kumbarası” fikri o dönemde ortaya atılmıştır. Bugünkü Or- Ahayim Hastanesi’nin temeli 1886 yılında atılmış, 1898 yılında hizmet vermeye başlamıştır. Daha sonra, hastane içine bir sinagog inşa edilmiştir.
Surların iç kısmında bulunan ve sur boyunca uzanan bölge, Balat’ın en önemli ve canlı yerleşme alanıydı. Balatkapı’dan girilerek semtin ticaret merkezine ulaşılırdı. Buradaki dükkan sahiplerinin hemen hepsi Yahudi idi. Ayrıca Rum, Ermeni ve Türkler de çarşı içinde çeşitli ticaret ve zanaat işlerinde çalışmaktaydılar. Cemaatlerin kendi içlerinde sıkı bir iletişim içinde oldukları, ancak cemaatler arası ilişkilerin ve alışverişin mesafeli olduğu bilinmektedir. Balat; bakkalı, kunduracısı, manavı, meyhanesi, kahvehanesi, şekercisi, helvacısı vs. her türlü esnafıyla yaşayan bir semtti.
Balat bir yerleşim yeriyken zamanla burada devletin ve özel girişimcilerin çabasıyla fabrika ve imalathaneler yapılmıştır. Bunlar plastik atölyesi, çivi fabrikası, un değirmeni, çeltik fabrikasıyla sahili tamamen kaplamışlardır. Bu sebeple Haliç kıyıları fabrika atıklarının kurbanı olmuştur. Günümüzde ise, Haliç kıyılarının eski temiz görünümüne kavuşması için çalışmalar başlatılmış ve büyük çabalar sonucu, pek çok başarı elde edilmiştir.
Balat’ın yeşilliği ve yazları oldukça meşhurken zamanla buralarda kurulan fabrikalar sebebiyle son kalan yeşilliği de yok olmuştur. Bugün ise bakımsız, dar sokakları, eski yapıları ile tam bir betonarme görünümündedir. Ancak son yıllarda sahillerdeki ağaçlandırma çalışmaları dikkat çekicidir. Bu cümleden olmak üzere, Balat sahilinde son yıllarda “Cemil Meriç Görme Özürlüler Parkı” açılmıştır.
Balat’ı sürekli olarak etkileyen büyük yangınlar nedeniyle bölgede kentsel doku pek sık değişmiş, ortadan kalkan ve yeniden yapılaşan yerleşim alanları oluşmuştur. Bütünüyle yok olan yerler yerini kagir binalara ya da bakımsız sokaklara bırakmıştır. Bölgenin tarihi haritalarına bakıldığında, özellikle sahil ve sahile yakın Suriçi kesiminde, geniş cadde ve sokaklarla düzenli bir yerleşim görülmekteydi, fakat günümüzde Haliç’i temizleme sırasında sahil şeridi tamamen değişmiştir. (more…)
