beyoğlu
Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde yer almaktadır. Burada yer alan ilk kilise 1699’da Latinler tarafından inşa edilmiş ve 1762’de yanmıştır. 1770’te yeniden, ancak bu kez kagir olarak inşa edilen kilise aynı zamanda Latin papazları için tutukevi olarak da kullanıldı. (more…)
Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray’dan Tünel’e giderken sol kol üzerinde, çevresinde yer alan apartmanların arasında yer alır. Kilise ve apartmanlar İstanbul doğumlu Giulio Mongeri’nin eseridir. Fransızca adı Saint Antoine olarak bilinen kilisenin asıl adı-İtalyan rahiplerin yönetiminde olması nedeni ile St. Antoıne’dir. (more…)
Beyoğlu Büyük ve Küçük Parmakkapı Sokakları’nın arasında bulunmaktadır. Beyoğlu’nda yer alan diğer pasajlardan Anadolu ve Rumeli Pasajları gibi bunun mülkiyeti de Ragıp Paşa’ya aitti. Bu pasaj diğer ikisinden sonra yapıldığı için yapım tarihi daha yenidir. Altı katlı bir yapının en altını oluşturan pasajın üstü ise ağırlıklı olarak Levantenlerin kaldığı bir apartmandı.
Ön cephesi Büyük Parmakkapı’ya arka cephesi ise Küçük Parmakkapı’ya bakan bina oldukça yüksek olmasının da etkisi ile sokağa hakimmiş görüntüsü verir. (more…)
Anadolu Pasajı’nı geçtikten sonra İstiklal Caddesi’nde Taksim’den Galatasaray’a doğru giderken sağ kol üzerinde Sakız Ağacı Sokağı ile İmam Adnan Sokağı arasında yer alır. Bu pasajında müteaahiti ve sahibi Mabeyinci Ragıp Paşa’ydı. Bir anlamda Latin Beyoğlu’na Osmanlıyı hatırlatmak amacıyla yaptırdığı üç pasaja Osmanlı hinterlandını çağrıştıracak biçimde üç kıtanın ismini veren Ragıp Paşa’nın yaptırdığı ikinci pasaj ve işhanıydı. (more…)
İstiklal Caddesi üzerinde Atlas Sineması’nın yanında bulunan, eski ve ünlü Beyoğlu sokaklarından Alyon Sokağı’na açılan bir konumda bulunan Anadolu Pasajı 20. yüzyılın başlarında faaliyete geçmiştir. Pasajın sahibi bölgede bulunan diğer iki pasajın yani Afrika Pasajı ve Rumeli Pasajları’nın sahibi olan, II. Abdülhamid’in mabeyincilerinden, Eğribozlu unvanı ile tanınan Ragıp Paşa’ydı.
Pasajların sahibi olan Ragıp Paşa, görev yaptığı yüksek devlet memurluğu hizmeti esnasında, aynı zamanda ticaretle de uğraştığından, kazandığı paralar ile bölgenin ticari geleceğini göz önüne alarak söz konusu pasajları yaptırmıştı.
Dikdörtgen bir plan üzerine yapılan pasaj ve bina dönemin mimari anlayışına uygun olarak tümüyle taştan inşa edilmiştir. Dar cepheli bir bina olmasına karşın geniş bir alanı kaplayan yapının ön yüzü İstiklal Caddesi’ne dönük, arka cephesi ise Alyon Sokağı’na bakar durumdadır.
İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ve adeta genel bir Beyoğlu mimarisi denilecek tarzda, bu binada da yapı cephesine pencereler hakimdir. Pencereler de genel olarak mimari bir tarz denilecek biçimde dikdörtgen çerçeveye yer verilmiştir.
Anadolu pasajının bulunduğu yerde daha önce ünlü mağazalardan “Hayden” mağazaları ile Madam Lataour’a ait bulunan elbise mağazası bulunuyordu. Ragıp Paşa bu mağazaları satın alarak bunların yerine bugünkü pasaj ve işhanı olarak kullanılan binasını yaptırtmıştı. Pasaj bittiğinde ise bu mağazaların yerine yine Beyoğlu’nun ihtişam sever Levanten sosyetesine hitap edecek biçimde dönemin ithal mallarının satıldığı başka ünlü ve lüks mağazalar açılmıştı.
Günümüzde de pasaj ve işhanı olarak kullanılan binada pasaj kısmında yer alan dükkanların tadilat adına yaptıkları inşatlar nedeniyle, pasajda ne yazık ki eski mimari izlerin giderek silindiğine tanık oluyoruz ki, bu Beyoğlu tarihi açısından çok büyük bir kayıp olacaktır.
İstiklal Caddesi üzerinde, geçmişteki adıyla Cité de Pera, bugünkü adıyla Çiçek Pasajı’nı geçtikten sonra, Taksim yönüne doğru ilerlerken 1886 yılında M. Hacar tarafında yaptırılan ve kendisi Halepli olduğundan bu adla anılan Halep Pasajı bulunmaktadır. Taş bir bina olarak yaptırılan pasaj aynı zamanda tiyatro etkinliklerinin de düzenlendiği pasaja o dönemde asıl ününü kazandıran arka kısmına ahşap olarak inşa edilmiş pasajla giriş çıkış bağlantısı da sağlanmış olan Varyete ya da daha yaygın bilinen adı ile Pera Sirk Tiyatrosu da buradaydı. (more…)
Aynalı Pasaj olarak da bilinen Avrupa Pasajı Beyoğlu’nda Meşrutiyet Caddesi ile Sahne Sokağı’nı (eski adları ile Hamalbaşı Sokak ile Tiyatro Sokağı) birbirine bağlayan, kâgir bir binada bulunmaktadır ve pasaj Beyoğlu’ndaki en eski pasajlardan biridir. (more…)
Sinema denilince akla gelmesi gereken yer Beyoğlu’dur, çünkü halka açık ilk gösterim burada Galatasaray’da Sponek Birahanesi’nin salonunda yapılmıştır. II. Abdülhamid’in kızı Ayşe Osmanoğlu’nun anılarına göre, Türkiye’de sinemayı, 1896 yılında Bertrand adlı bir Fransız getirmiş ve ilk filmi saray halkı izlemiştir. İlk halka açık gösteri ise 1897′de Polonyalı Sigmund Weinberg tarafından yapılmıştır. Galatasaray’daki Sponek Birahanesi’nin salonundaki gösteride Lumiere’lerin ‘Bir Trenin La Ciotat Garına Girişi’ adlı filmi gösterilmişti. (more…)
İngiliz Konsolosluğu
Beyoğlu’nda, Galatasaray’da Tarlabaşı’na açılan caddede yer alır. İmparatorluğun başkenti İstanbul’da bugün varolan eski konsolosluk binalarının tamamı o devirde büyükelçilikti ve şimdi üzerinde İngiliz Konsolosluğu’nun bulunduğu arazi, 19. yüzyıl öncesinde Fransızlar tarafından kullanılıyordu. 1800′lerin başında çıkan bir yangın Beyoğlu’nu harabeye çevirdi, Fransızlar Tünel tarafındaki ‘Fransız Sarayı’na çekildiler ve zamanın hükümdarı Üçüncü Selim, sahipsiz kalan Galatasaray’daki araziyi 1801′de İngilizler’e verdi. Ahşap olarak inşa edilen ilk İngiliz elçilik binası 1831′de çıkan bir yangında kül olunca, İngiliz hükümeti o devre göre modern bir bina yaptırmaya karar verdi ve bombalara hedef olan bugünkü bina, zamanın önde gelen mimarlarından Sir Charles Barry tarafından inşa edildi.
Fransa Elçiliği Binası ya da Fransız Sarayı
Galatasaray’da, İstiklal Caddesi’nin doğu tarafında, günümüzde Nuriziya, Tomtom Kaptan, Seferbostan ve Çukurbostan Sokaklarının kesiştiği noktada bulunan arazi üzerindedir. Fransa Sarayı olarak da bilinen bina, dönemin Fransız elçisi Savary de Breves zamanında yaptırılmışsa da, bir sonraki elçi Gournay de Marceville tarafından 1630’da yeniden inşa ettirilmiştir. İstanbul’da Pera’daki ilk elçilik binası olan ve Pera’nın yerleşim bölgesi haline dönüşmesinde bir anlamda öncü olan elçilik binası, Marceville’nin halefi Nointel döneminde iç düzenin iyileştirilmesi adına değişikliklere uğramıştır. 18.yy’a geldiğinde harap duruma düşen bina 1721’de İstanbul’a gönderilen mimar Vigne de Vigny tarafından çizilen proje doğrultusunda tipik bir saray olarak yeniden yapılmış, 1723’te ise binanın dış cephesindeki Türk usulü süslemeler kaldırılmıştır. 1767’de Beyoğlu yangınından bir yıl sonra yeniden inşası gündeme gelen saray ilk yapıldığı yerden biraz daha geride 1774’te yeniden inşa edilmiştir. Fransızlar, daha sonraki yıllarda bir anlaşma ile ele geçen Venedik Sarayı’na taşınmışlarsa da burası 1815’te Avusturya’ya verilince tekrar kendi binalarına döndüler. 2 Ağustos 1831’de yangında harap olan binanın yerine 1833’te Beyoğlu’nda yeni bir saray yapılmasına karar verildi ve uyarınca 1847’de bu günkü bina yapıldı. Günümüzde Fransız Sarayı adı ile büyükelçilik tarafından İstanbul’daki önemli toplantılarda kullanılan bina, Louis Philippe döneminin mimari üslubunu yansıtır.
Hacı Abdullah
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde “Karaköy Rıhtımı”nda “Abdullah Efendi” adıyla bir lokanta açılır. Lokantanın işletme ruhsatı bizzat Sultan II. Abdülhamid Han tarafından verilir. Ülkeleri adına İstanbul’u ziyaret eden resmi ve özel heyetler, “Abdullah Efendi”de ağırlanır.
1915 yılında ise Abdullah Efendi Lokantası, Karaköy Rıhtımı’ndan Beyoğlu’na taşınır. İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han’ın zemin katında hizmetine devam eder. Abdullah Efendi burada da “Usta’dan Çırağa” devredilmiştir. 1940 yılında ise Abdullah Efendi, Rumeli Han’da 25 yıl yerli yabancı çok sayıda ünlü misafirlerini ağırladıktan sonra yine “Usta Çırak” nöbet değişimiyle, eski adı “Bursa Sokak” ve “Ahududu Sokak”, yeni adıyla “Sadri Alışık” olan, Türk Sineması’nın kalbinin attığı sokağa taşınır ve “Hacı Salih” ismini alır. “Abdullah Efendi” ve “Hacı Salih” adıyla kalitesinden hiç taviz vermeden Osmanlı-Türk Mutfağı’nın bütün özelliklerini taşıyan lokanta, 1958 yılında şimdiki bulunduğu yerine, Ağa Camii yanındaki “Sakızağacı Caddesi’ne” taşınır. (more…)
