Çengelköy
Çengelköy
Çengelköy, Boğaziçi’nin Anadolu yakasında yer alır. Üsküdar İlçesi’ne bağlı semt, Beylerbeyi ile Vaniköy arasındaki koyun çevresinde ve ardındaki yamaç ve tepelerde kurulu, Boğaz’ın Anadolu yakasındaki dördüncü iskelesidir.
Çengelköy İsmi
Çengelköy ismi hakkında birkaç rivayet vardır. Bölgenin 15. yüzyıldaki durumu ile ilgili fazla bilgi bulunmamasına rağmen, İstanbul’un fethi hazırlıkları sırasında Fatih’in Çengelköy sahillerine geldiği ve gördüğü Bizans’tan kalma gemi çengelleri (çıpalar) nedeniyle buralara önceleri “Gemi Çengeli” şeklinde isim verildiği, daha sonraları sadece “Çengelköy” olarak anılmaya başlandığı söylenir.
Bir diğer rivayete göre ise, daha önceleri “çengelçapa” [...]
Osmanlı Dönemi Çengelköy
Çengelköy, Osmanlı hükümdarları için en gözde sayfiye ve av yerlerinden olmuştur. 17. yüzyılda iki padişah, IV. Murad ve IV. Mehmed özellikle Çengelköy ile ilgilenmişlerdir. Av merakı meşhur olan Sultan IV. Mehmed için Çengelköy ormanları iyi bir av sahası idi. Avlanmak dışında, Beylerbeyi’ne doğru uzanan Istavroz Bahçesi’ne de düşkün olan padişahlar Çengelköy ile birlikte anılan meyveler [...]
Evliya Çelebi’den Çengelköy
17. yüzyıla kadarki dönem hakkında pek fazla kaynak olmamasına rağmen Çengelköy bu yüzyıldan sonra başta sadrazamların, padişahların olmak üzere, Boğaz’ın pitoresk değerini fark eden sanatçıların da gözde mekanlarından olmuştur. Evliya Çelebi bu dönemde Çengelköy için şunları yazmış:
“…Köy leb-i deryada olup arka tarafı bağlı bahçeli hiyabanlardır ki tavsifinden dil acizdir. Ahalisinin çoğu Rum’dur. İslamları azdır. Lakin [...]
Çengelköy ve Kule
Kanuni Süleyman bugünkü Kuleli Askeri Lisesi’nin bulunduğu çevrede Cihannuma Kasrı veya Kule Kasrı olarak anılan bir kasır yaptırmıştır. 1650 senesindeki Boğaziçi’den bahseden Jean de Thevenot, dünyanın en güzel yerlerinden biri olarak kabul ettiği Boğaz ile sahil boyunca sıralanmış yalı ve bahçelerden söz ederken, bu mevkide gayet güzel bir kule olduğundan bahseder.
Çengelköy ile Vaniköy arasındaki bu [...]
18. yüzyılda Çengelköy
18. yüzyılda Çengelköy, diğer boğaz köyleri gibi değişme ve gelişme sürecine girmiştir. Bu tarihler Lale Devri’ni yaşamakta olan İstanbul için de büyük savaşların ardından rahatlık ve gösterişli yaşam dönemidir. 1720 yılında Boşnak asıllı Kara İbrahim Paşa’nın oğlu Kaymak Mustafa Paşa kendi adına yanındaki çeşmesiyle birlikte bir cami ve güzel bir bahçe yaptırmıştır. Bu bahçenin o [...]
Çengelköy’de İlk Yahudiler
Çengelköy’ün kalabalık ahalisinin çoğunluğunu Rumlar oluştururdu. Bazı zengin Yahudiler sahilde yalı sahibi olmuşlar ve bu arada Müslüman-Osmanlılar da buralara yerleşmiştir. 17.yüzyılın ikinci yarısında Çengelköy’de yalı sahibi olan Küpelioğlu Salamon, uzun yıllar evvel İspanya’dan gelip Hasköy’e yerleştirilen ve bu arada zenginleşen bir aileden geliyordu, kışları Hasköy’de, yazları Çengelköy’deki yalısında geçirirmiş. Ayrıca Sultan IV. Mehmed tarafından 1676’da [...]
Çengelköy’de Ermeniler
18. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Ermenileri’nin, hızlı bir şekilde Çengelköy kıyılarında yerleştikleri ve buralarda yalılar yaptırdıkları gözleniyor. Vaniköy sınırından Çengelköy iskelesine kadar olan yol boyuna, kıyı boyuna zengin Ermeni ailelerinin yalıları dizilmiş durumda. Darphane Sarrafı Kirkor, Şalcı Köçeoğlu Andon (ve Simon), Sırmakeş Artin, Çuhacı Mikel, Simkeş Osep, Aşçı Mardiros… Bu Ermeni ailelerinin hep sanatkar insanlar [...]
19. yüzyıl ve Büyük Yangın
28 Ağustos 1832 yılında Çengelköy Çarşısı’ndaki Kara İlya adlı bir Rum’un işyerinde başlayan yangın yirmi dükkan ve seksen evi yakarak büyük bir felaket yarattı. II. Mahmud bu felakete uğrayanlara hemen 15 bin kuruş yardım parası gönderdi. Şair Avni bu olay hakkında biraz da kendi şarap severliğinden de dem vurarak;“Meyhaneler yandı, zavallı sarhoşlar kendilerini ateşe atsınlar” [...]
Kuleli Asker Lisesi
Çengelköy ile Vaniköy arasında bulunan askeri okulun amacı, kara ve hava harp okullarındaki eğitim-öğretimi izleyebilecek nitelikte askeri öğrenci yetiştirmektir.
Okulun temeli, zamanın Mekteb-i Harbiye nazırı olan Emin Paşa’nın, Mekteb-i Harbiye öğrencilerinin bilgilerini yeterli görmemesiyle alınan bir kararla Nisan 1845’de atılmıştır. “Mekteb-i Fünun-ı İdadiye” adıyla açılan okul ortaokul seviyesinde idi ve eğitimi 5 yıldı.
