Galata

15th Ağustos
2008
written by admin

Kademeli olarak Galata bölgesinin sınırlarını genişleten Cenevizliler, Galata Kulesi’nin bulunduğu yere ancak 1349′da sahip olmuşlar ve kuleyi de bu sırada inşa etmişlerdir.
Bizans kaynaklarında “Büyük Burç” (Megolas Purgos), Ceneviz kaynaklarında ise “İsa Kulesi” (Christea Turris) olarak adlandırılan kule, Bizans’ın çok buhranlı bir anında, her yaşta Cenevizlinin geceli gündüzlü ve kadınlı erkekli çalışmaları ile inşa edilmiştir.  Bizans bu oldu bittiyi kabul etmek istememesine rağmen hiçbir şey yapamamıştır. (more…)

15th Ağustos
2008
written by admin

Unkapanı Köprüsü’nün Şişhane tarafındaki ayağının yanında yer alır. 1577-78′de Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vaktiyle Galata surlarının hemen dışında inşa edilmiş olan camiye burada bulunan kapıdan dolayı “Azapkapı Camii” de denmiştir. Cenevizliler döneminde “Porta di San Antonio” şeklinde adlandırılmış olan kapı, l6. yüzyılda tersanenin Kasımpaşa’ya gelmesi ve tersane hizmetindeki bahriye azeplerine ait kışlanın o çevrede bulunması nedeniyle “Azeb Kapısı” adını almıştır. (more…)

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Haliç’in Galata yakasındaki en büyük camidir. Caminin, ilk defa 716-717 yıllarında İstanbul’u fethetmeye gelen Araplar tarafından yapıldığı yönünde söylenti olmasına karşılık, bu bilginin gerçek olması ihtimali çok zayıftır.

Bu yapı Bizans dönemi kalıntılarının üzerinde 13. yüzyılda Galata’da yaşayan Cenevizliler tarafından “San Paolo” ismiyle bir kilise olarak inşa edilmiştir. Caminin içinde yapılan kazılarda Cenevizlilere ait bazı mezarların bulunması bu bilgiyi doğrular niteliktedir. 14. yüzyılda bu kiliseyi kullanan Dominiken tarikatı, zamanla kilisenin ismini değişikliğe uğratmış ve bundan sonra kilise “San Paolo e San Domenico” adını almıştır.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih döneminde kilise l475′e doğru “Galata Camii” adıyla camiye çevrilmiştir. 1492′de İspanya’dan göçe zorlanan Endülüs Araplarının, bu cami çevresine yerleşmesi ile de burası “Arap Camii” olarak adlandırılmıştır.

Cami, III. Mehmed, I. Mahmud dönemlerinde etraflı bir onarım geçirmiştir. III. Selim zamanında çıkan bir yangında tahrip olmasıyla hemen onarımı yapılmıştır. Caminin en büyük onarımı II. Mahmud’un kızı Adile Sultan ile kocası Mehmet Ali Paşa tarafından yapılmıştır. 1913 yılında da elden geçen caminin, eskiden kilisenin çan kulesi olan minaresi son yıllarda bir yangın geçirmiş ve kısa sürede eski haline getirilmiştir.

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

“Sultan Beyazid-ı Veli” ismini de taşıyan bu cami ilk defa 15. yüzyılın sonunda veya 16. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Necatibey Caddesi’nin Tophane çıkışına çok yakın bir noktada bulunan cami bir çok defa yıkılıp yapılmış olduğundan tüm mimari özelliklerini kaybetmiştir. Küçük bir mahalle mescidi görüntüsünde olup, tek şerefeli, küçük minaresi ile dikkati çekmektedir.

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi

Çeşme, Sokollu Mehmet Paşa Cami’nin (Azapkapı Cami) önündedir ve I. Mahmud tarafından annesi adına 1732-33′te yaptırılmıştır. Halk arasında yapımıyla ilgili ilginç bir söylenti vardır:
II. Mustafa’nın annesi valide sultanın, şehirde gezinti yaparken Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nin bulunduğu yerde var olan küçük bir çeşmenin başında, testisi kırıldığı için ağlayan bir kız çocuğu dikkatini çeker. Atlas kesesinden para ihsan etmek ister fakat küçük kız testisi kırıldığı için değil, su götürmeyi beceremediği için ağladığını söyler. Valide sultanın bu açıklama hoşuna gider ve kızı saraya alır. Daha sonra II. Mustafa’yla evlendirilen genç sultan, hamilelik sırasında yattığı atlas döşekte küçük çeşmenin yerine görkemli bir çeşme yaptırmayı arzu eder. Söylentiye göre Saliha Sultan’ın gebelik yatağındaki kabarık göğüsleri çeşme tasarımına esin kaynağı olmuştur. I. Mahmud tahta oturduğunda annesinin bu isteğini yerine getirir. Sebil-çeşmenin Hassa Mimarbaşı Kayserili Mustafa Ağa tarafından yapıldığı sanılmaktadır. (more…)

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Karaköy Meydanı’nın Kemeraltı Caddesi’ne açıldığı köşedeki Ermeni Kilisesi’nin arkasında, Ala Geyik Yokuşu ile Zürefa Sokağı’nın birleştiği yerdedir. 1897 yılında Polonya kökenli Aşkenaz Musevileri tarafından yaptırılan bu sinagog ilerleyen yıllar içinde cemaati kalmayınca, bir süre Gürcü Sefarad Musevileri tarafından kullanılmış, onların da azalması ile terkedilmiştir. Günümüzde Zürefa Sokağı’nın genelevlerine komşu ve harap bir durumdadır.

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Karaköy Meydanı’ndan Yüksek Kaldırım yokuşuna girilince, hemen birkaç bina ötede ve yolun sağında yer alan bu sinagog oryantalist mimarisi ile dikkatleri çeker ve İstanbul’un en güzel sinagoglarından birisidir, İspanya kökenli Sefarad Musevileriyle mukayese edildikleri zaman, daha burjuva ve aristokrat eğilimli olan Avusturya kökenli ve Almanca konuşan Aşkenaz Musevileri tarafından Mimar Gabriel Tedeschi’ye yaptırılan bina 1900 yılında ibadete açılmıştır. Bu sinagog da tıpkı Or Hodeş gibi, Zürefa Sokağı’nın genelevlerine komşu olma talihsizliğine uğramıştır.

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Galata’da, Yüksekkaldırım’a bağlanan Banker Sokağı üzerindeki “Aşkenaz” cemaatine ait Terziler Sinagogu İstanbul’un, en eskisi olmasa da, en ilginç sinagoglarından biridir.
Aşkenazlar, 1860′larda, Yüksekkaldrım’a bağlanan Felek Sokak’ta “Schi1 fun di Schneider” adı verilen, terzilere ait bir Aşkenaz sinagogu kurarlar. 1893′te ise Felek ve Banker Sokakları arasında büyücek bir arsa satın alınır, cemaatten toplanan bağışlarla sıra-ev görünümündeki kagir yapısıyla “Tofre Begadim” yaptırılır.
1964′te cemaatin çok azalmış olması nedeniyle Yüksekkaldırım’da önceleri üst gelir gruplarınca kurulmuş olan “Avusturyalılar Tapınağı”nda ortak ayinler yapılması kararlaştırılmış, Tofre Begadim’de ise yalnızca cemaat yönetimini üstlenen bürolar kalmıştır. 1998′de Galata etkinlikleri çerçevesinde   Sinagog’un  sanat   galerisi   olarak   kullanılması kararlaştırılmıştır. Günümüzde de sinagog sanat galerisi işlevini devam ettirmekte olup meraklı ziyaretçilerini beklemektedir.

Tags:
15th Ağustos
2008
written by admin

Sinagog, Kuledibi’nde Büyük Hendek Caddesi’nde bulunmaktadır. “Barış Vahası” anlamına gelen “Neve Şalom” Musevi ilkokulu jimnastik salonunun ibadethane haline getirilmesi biçiminde inşa edilmiştir. 1930′lu yıllarda Keneset (Apollon) ve Zulfaris Sinagogları Galata ve Beyoğlu’nun hızla artan Musevi nüfusunun dini ihtiyaçlarına cevap veremez olunca, özellikle dini bayramlarda muhtelif salonlar kiralanıp ibadethane olarak kullanılıyordu. Bunun üzerine Büyük Hendek Caddesi üzerindeki İlkokulun sinagog olarak tadili kararlaştırıldı ve gerekli değişiklikler tamamlanarak sinagog 26 Eylül 1938′de Roşaşana Bayramı’na (Musevi dini yılbaşısı) yetiştirildi.
Sinagog, Galata cemaatinin aldığı kararla Temmuz 1946 yılında Musevi Elio Ventura ve Bernard Motola tarafından restore edildi. (more…)

Tags:
30th Haziran
2008
written by admin

Yüksek Kaldırım Yokuşu ile Alageyik Sokağı arasında kalan ve Kemeraltı Caddesi’ne tepeden bakan bu kilise, Kurtarıcı Mesih İsa’ya ithaf edilmiştir. Sultan II. Mahmud zamanında, 1834 yılında tamamlanan bu kilise İstanbul’un Ermeni Katolik kiliselerinin en eskisidir. Kalın taş duvarları ve binayla bütünleşmiş küçük çan kulesi ile dikkati çeker. 30.12.1850′den 23.07.1928′e kadar 77 yılı aşkın bir süre İstanbul Ermeni Katolik Patrikhanesi’nin kilisesi olarak kullanılan bu kilise, Ermeni Katolik Patrikhanesi’nin 1928’de Beyrut’a taşınmasıyla eski  önemini kaybetmiştir. Kilise, halen Ermeni Katolik cemaatine aittir.

Tags:
Previous
Next