<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>İlçelerle istanbul tarihi</title>
	<atom:link href="http://ilceler.blogkafe.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilceler.blogkafe.com</link>
	<description>Semtlere ayrılmış istanbulun tarihi</description>
	<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:43:05 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>HAYDARPAŞA</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:43:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Haydarpaşa, Boğaz&#8217;ın Asya yakasında, Kadıköy Meydanı, Rasimpaşa Mahallesi ve Yel Değirmeni semti ile sınırlı garın çevresinde gelişen yerleşimdir. İstanbul&#8217;un pek çok semti gibi mahalle veya semt olarak sınırlarının çizilmesi çok zordur. Ayrıca Haydarpaşa arazilerinin pek çoğu kamu kuruluşlarına aittir, bu durum da doğal olarak halkın burayı bir mesken yeri olarak seçmesinde zorluk çıkarmıştır.
Bu bölge, genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haydarpaşa, Boğaz&#8217;ın Asya yakasında, Kadıköy Meydanı, Rasimpaşa Mahallesi ve Yel Değirmeni semti ile sınırlı garın çevresinde gelişen yerleşimdir. İstanbul&#8217;un pek çok semti gibi mahalle veya semt olarak sınırlarının çizilmesi çok zordur. Ayrıca Haydarpaşa arazilerinin pek çoğu kamu kuruluşlarına aittir, bu durum da doğal olarak halkın burayı bir mesken yeri olarak seçmesinde zorluk çıkarmıştır.<br />
Bu bölge, genel olarak; Kadıköy -Üsküdar arasında, Haydarpaşa Garı, Haydarpaşa Limanı, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Haydarpaşa Askeri Hastanesi, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (Eski Haydarpaşa Lisesi), Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı ile genelde işyeri ve sınırlı sayıda konutların bulunduğu bir alandır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa İsmi</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-ismi/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-ismi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Haydarpaşa ismine dair çeşitli kaynaklardaki değişik varsayımlardan biri şöyledir; Osmanlı kaynaklarına göre, 1533&#8242;te sadrazamlığa yükseltilen Hadım Haydar Paşa&#8217;nın bu bölgede güzelliği dillere destan olan bir bahçesi bulunmaktaydı ve bu bahçe çevre halkı tarafından o kadar benimsendi ki bir yeri tarif edilirken bu bahçe esas alınarak adres verilmekteydi. Bütün çevrenin tanıdığı bir yer olması sebebiyle de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haydarpaşa ismine dair çeşitli kaynaklardaki değişik varsayımlardan biri şöyledir; Osmanlı kaynaklarına göre, 1533&#8242;te sadrazamlığa yükseltilen Hadım Haydar Paşa&#8217;nın bu bölgede güzelliği dillere destan olan bir bahçesi bulunmaktaydı ve bu bahçe çevre halkı tarafından o kadar benimsendi ki bir yeri tarif edilirken bu bahçe esas alınarak adres verilmekteydi. Bütün çevrenin tanıdığı bir yer olması sebebiyle de zaman içinde tüm çevre bu zatın adıyla tanınmaya  başlandı. Diğer  varsayıma göre ise; bölge adını, III. Selim&#8217;in sadrazamlarından Haydar Paşa&#8217;nın bu bölgeye yaptırdığı bir kışladan almıştır. Bu iki varsayım dikkatle incelenecek olunursa, bir resmi kaynak olarak kabul edilen  1594 tarihli bir kaynakta &#8216;Bağçe-i Haydar Paşa&#8217; adı kayıtlı olduğundan, bölgeye adını verenin kışla yaptıran vezir Haydar Paşa değil, bu civarda bahçesi bulunan Hadım Haydar Paşa olduğu daha doğru bir varsayım olarak kabul edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-ismi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Tarihi</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-tarihi/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:42:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=300</guid>
		<description><![CDATA[Bazı yerler vardır, kısıtlı bir çevre içinde sadece orada yaşayanlar tarafından tanınır. Varlıkları yalnızca yaşayanlarını ilgilendirir, onu tanımayanlar tarafından adları geçince ya bir anlam ifade etmez ya da hemen unutulur.
Ancak yine bazı yerler vardır ki, büyük bir coğrafya tarafından bir anlam ifade eder. Yalnızca yaşayanları tarafından değil tüm ülke topraklarında yaşayanlar tarafından bilinir, tanınır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı yerler vardır, kısıtlı bir çevre içinde sadece orada yaşayanlar tarafından tanınır. Varlıkları yalnızca yaşayanlarını ilgilendirir, onu tanımayanlar tarafından adları geçince ya bir anlam ifade etmez ya da hemen unutulur.<br />
Ancak yine bazı yerler vardır ki, büyük bir coğrafya tarafından bir anlam ifade eder. Yalnızca yaşayanları tarafından değil tüm ülke topraklarında yaşayanlar tarafından bilinir, tanınır ve varlığı  mutlaka bir anlam içerir. Haydarpaşa işte o yerlerden biridir. Acaba bu ülkede yaşayanlar arasında,  Haydarpaşa Garı ile öyle ya da böyle bir ilişkisi olmayan kaç kişi ya da  kaç aile vardır? Gar sayesinde, Anadolu&#8217;nun en ücra köşelerinde bile Haydarpaşa&#8217;nın adı bu sebeple çok iyi bilinir ve tanınır.<span id="more-300"></span><br />
Bugün, Gar artık İstanbul&#8217;un içinde yaşayan insanlar tarafından çok da ziyaret edilen mekanlardan biri değildir. Hatta, gelişen teknolojiyle beraber pek çok insanın Haydarpaşa Garı&#8217;na yolu bile düşmez, onu, belki yalnızca romanlardan, öykülerden tanırlar.<br />
Haydarpaşa bir mevki olarak önemini sadece garına mı borçludur? Ya da gar yapılınca mı çevresi gelişmiştir? Tabi ki. Haydarpaşa Garı&#8217;nın inşasından çok önce meraları, çayırlıkları, mesire yerleri ve deresiyle İstanbul&#8217;da yaşayanlar tarafından vazgeçilmeyen yerlerden biriydi.<br />
17. yüzyıl Ermeni tarihçisi Eremya Çelebi Kömürciyan&#8217;a göre Haydarpaşa bölgesi Bizans imparatorları için kent çevresindeki önemli yerlerden biriydi. Zira, burada patriklerin eğitim gördükleri bir saray bulunmaktaydı.<br />
19. yüzyıla kadar Haydarpaşa çevresinde çok fazla bir değişiklik olmadığı, çevrede sadece bazı binaların bulunduğu bilinmektedir.<br />
Zamanımızda da bazı değişiklikler geçirmesine rağmen  bazı önemli  binaları ve  özellikle garı ile  anlamını devam ettirmektedir.<br />
Bölgedeki geniş çayırlıklar Osmanlı&#8217;nın  Anadolu seferleri sırasında  bir toplanma ve hazırlık bölgesi idi; askerler, hayvanlarını bu çayırlarda otlatmışlardır.<br />
Nizam-ı Cedid ve Sekban-ı Cedid askerlerinin talim merkezi olarak, atlılar Haydarpaşa çayırında, piyadeler Talimhane&#8217;de eğitim görürlerdi.<br />
Geleneksel Osmanlı talim ve terbiye düzeni içinde her yıl değişik dönemlerde ama özellikle de bahar aylarında, saray atları süslenerek Haydarpaşa Çayırı&#8217;nda halkın sevinç çığlıkları arasında-bir nebze de Osmanlı&#8217;nın gücünü ispat edercesine-arz-ı endam ederlerdi. Padişahın gururlu bakışlarıyla izlediği  sorguçlarla süslenmiş atlar,  önce onun önünden geçerek halkın arasına karışırlardı.<br />
III. Murad döneminde 1574-1595 yılları arasında bölgenin nüfusunu arttırmak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu çabalar takip eden dönemlerde devam ettirilmeyince amacına çok ulaşamamış ve Kadıköy çevresinde Haydarpaşa&#8217;nın bulunduğu yer  uzun zaman bir sayfiye yeri olma özelliği dışına çıkamamıştır.<br />
III. Selim zamanında da (1789-1807), Sultan&#8217;ın emriyle bölgede oluşturulmaya  başlanan sokaklarla bölgeye önem verilmeye başlanmış, 1792 yılında Rıhtım-İskele Sokak Çayırbaşı mevkiinde bir çeşme, III. Selim&#8217;in çuhadarı Ahmet Ağa tarafından  yaptırılmış, uzun zaman halkın hizmetinde kalmıştır. Şubat 1845 yılında İzzettin Sokak 126 nolu evde, I. Abdülmecid zamanında Kadiköy P.T.T&#8217;si kurulmuş, 1856&#8242;da şimdiki Askerlik Şubesi&#8217;nin bulunduğu yerde atlılar için bir tavla yapılmıştır.<br />
Şu anki polis karakolu, zaptiye karakoluydu. Selimiye Komutanı Bedirhan Paşa&#8217;nın İstanbul Belediye Başkanı Şamil Paşa&#8217;yı 1905 yılında Göztepe&#8217;de öldürtmesi üzerine böyle bir şeye gerek duyulmuştu.<br />
1885 yılında da Kuzguncuk-Dağhamam kısmındaki bir yangın yüzünden burada yaşayan Museviler Yeldeğirmeni mevkiine göç etmişler, 1899 yılında da buraya bir Havra inşa etmişlerdir.<br />
1898 yılında Rumlar, Yel Değirmeni Kilisesi&#8217;ni inşa ettiler. 1830 yılındaki Pitmann Haritası&#8217;na göre Kadıköy-Üsküdar arasında oldukça büyük boş araziler görülmekteydi.<br />
Hünkar İskelesi ve Kavak İskelesi&#8217;nin de bulunduğu Haydarpaşa&#8217;da , bir rivayete göre, Büyük Konstantin&#8217;in bir sarayı vardı.<br />
Zamanla istimlak edilen bu alanlar Harem, Üsküdar, Acıbadem ve Söğütlüçeşme&#8217;ye kadar uzanmaktadır. Bu bölgedeki, Haydar Paşa olarak gösterilen birkaç yapıyla beraber bir manastır ve Haydarpaşa  İskelesi yine bu haritada yerlerini almışlardır.<br />
Sonraları değişen koşullar, ihtiyaçlar ve özellikle de yönetim şekilleriyle birlikte, Tanzimat sonrası buraları yeniden hazine malı olarak düzenlenmeye çalışılmıştır. Haydarpaşa çevresindeki bu düzenleme çalışmalarının en iç acıtıcı! olanı ise, 1873 yılında hizmete başlayan İstanbul-İzmit demiryolu yüzünden olur. Çünkü bu inşaat bu alanı ikiye böler, sonraları da çayırın kuzey kısmına gar yapılır.<br />
Gar önünden İbrahimağa yönünde Bağdat ve Anfora otelleriyle, daha ileride de Ziyaeddin Efendi&#8217;nin oturduğu Sultan Köşkü  bulunmaktadır.<br />
Sonraları 1942 yılında bu köşk imar planıyla iskana açılmıştır. 1970&#8242;de de imar hakkıyla yörede apartmanlar yapılmıştır. 1922 yılında Haydarpaşa civarında çıkan bir yangında dört  yüzden fazla bina yanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydar Paşa</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydar-pasa/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydar-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Semt tarihinde adı geçen civarında iki tane Haydar Paşa ve bir tane de Haydar Baba vardır. Haydar Baba: Haydarpaşa Demiryolları&#8217;nın civarında bir türbesi vardır.
I. Haydar  Paşa: III. Selim&#8217;in hekimi idi.
II. Haydar Paşa: 1500&#8242;lü yıllarda yaşamış, Kanuni ve II. Selim zamanında Kubbe Veziri olmuş, hanedana yakın bir kimseydi. Haydarpaşa, yabancı dil bildiği için yönetimde çeşitli işlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Semt tarihinde adı geçen civarında iki tane Haydar Paşa ve bir tane de Haydar Baba vardır. Haydar Baba: Haydarpaşa Demiryolları&#8217;nın civarında bir türbesi vardır.<br />
I. Haydar  Paşa: III. Selim&#8217;in hekimi idi.<br />
II. Haydar Paşa: 1500&#8242;lü yıllarda yaşamış, Kanuni ve II. Selim zamanında Kubbe Veziri olmuş, hanedana yakın bir kimseydi. Haydarpaşa, yabancı dil bildiği için yönetimde çeşitli işlerde aracılık etmiş ve hatırı sayılır bir menkule sahip olmuştur. Bugünkü İstasyon civarı ve Haydarpaşa Çayırı bu kişiye aitti. Haydar Paşa&#8217;nın aynı adlı çayırında bir konağı vardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydar-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Çayırı</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-cayiri/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-cayiri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[çayır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[19. yüzyıla kadar Haydarpaşa, çevresindeki  çayır etrafında birkaç yapının bulunduğu Acıbadem ve Hasanpaşa&#8217;ya doğru uzanmakta idi. O dönemlerde Fenerbahçe&#8217;ye kadar tüm alan bağ ve bahçelerle kaplıydı. Kadıköy ve Üsküdar- Bostancı arasındaki en  gözde ve eğlenceli mesire yeri  Haydarpaşa Çayırı idi. Çayır, Kadıköy rıhtımından İbrahimağa Mahallesi&#8217;ne kadar uzanırdı. Osmanlı döneminde atların gezinti ve eğitim yeri olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıla kadar Haydarpaşa, çevresindeki  çayır etrafında birkaç yapının bulunduğu Acıbadem ve Hasanpaşa&#8217;ya doğru uzanmakta idi. O dönemlerde Fenerbahçe&#8217;ye kadar tüm alan bağ ve bahçelerle kaplıydı. Kadıköy ve Üsküdar- Bostancı arasındaki en  gözde ve eğlenceli mesire yeri  Haydarpaşa Çayırı idi. Çayır, Kadıköy rıhtımından İbrahimağa Mahallesi&#8217;ne kadar uzanırdı. Osmanlı döneminde atların gezinti ve eğitim yeri olan çayırda atlar tımar edilirken, askerler de yakındaki talimhane ve yel değirmeni civarında askeri eğitim alırlardı.<span id="more-296"></span><br />
Çayırın çevresinde dönemin ünlü bağları, bahçeleri ve köşkleri bulunmaktaydı. Hatta bir söylenceye göre; Sokollu Mehmet Paşa ( 1560 - 1564)  yılında ikinci vezir olarak görev yaptığı sırada, evlendiği İsmihan Sultan ile buradaki İbrahimağa sırtlarındaki köşklerden birinde bir süre balayı yapmıştır.<br />
Bu  güzelim bağ ve bahçeler, dönemin ölümcül ve korkulan hastalığı olan verem hastalığına yakalanan insanlar için de bir şifa merkezi olarak kullanılmaktaydı.<br />
Çayırda, İbrahimağa yönünde II. Mahmud döneminde (1808 - 1839)  yaptırılan, kalıntıları da bugüne gelmiş olan köşkte, V. Murad ve II. Abdülhamid&#8217;in sünnet düğünleri  ile Sultan Abdülmecid&#8217;in kızkardeşi Adile Sultan&#8217;ın düğünleri yapılmıştır.<br />
1792 yılında çayırbaşı kısmında III. Selim&#8217;in çuhadarı Ahmed Ağa tarafından bir çeşme yaptırılıp sebil olarak kullanılması sağlanmıştır.<br />
Çayırın ortasından geçen eski adı &#8216;Himeres Deresi&#8217; olan Haydarpaşa Deresi halen Kadıköy koyundan denize dökülmektedir.<br />
Osmanlı döneminde önemli bir mesire yeri olan ve zaman zaman yağlı güreşlerin yapıldığı  çayırda, Sultan Abdülmecid&#8217;in kızı Adile Sultan&#8217;ın düğünü  yapılmıştır.<br />
Bugün üstünden köprü geçen çayırın altında iki katlı dükkanlardan oluşan Haydarpaşa Çarşısı bulunmaktadır.<br />
19. yüzyılda alanı oldukça küçülen Haydarpaşa Çayırı&#8217;nın bugünkü sınırlarına kadar daraldığı görülür. Özellikle de I. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra  iyice küçülen çayır, artık bir gezinti alanı olarak kullanılır hale dönüştürülmüştür.<br />
Mütareke yıllarında Haydarpaşa Çayırı yine askeri talimlere sahne olur. İngilizler Afrikalı askerleri için burada bir kamp kurmuş ve hokey oynamışlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-cayiri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Garı</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-gari/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-gari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[gar]]></category>

		<category><![CDATA[mimari]]></category>

		<category><![CDATA[tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un tarihi incelenecek olursa, üç büyük uygarlık (Roma-Bizans-Osmanlı) kentin tarihi dokusunu oluşturan çok sayıda eser yapmışlardır. Haydarpaşa Garı tarihe damgasını vuracak bu tarihi yapılardan birisidir.
Haydarpaşa Çayırı&#8217;nın istimlak edilip baştan başa ikiye bölünmesinden sonra, Alman sermayesinin ülkeye girmesi sürecinin ilk adımı Bağdat demiryolunun başlangıcını oluşturan Haydarpaşa eski gar binasının yerine yenisinin inşa edilmesiyle atılmıştır.
Haydarpaşa Garı, III. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un tarihi incelenecek olursa, üç büyük uygarlık (Roma-Bizans-Osmanlı) kentin tarihi dokusunu oluşturan çok sayıda eser yapmışlardır. Haydarpaşa Garı tarihe damgasını vuracak bu tarihi yapılardan birisidir.<br />
Haydarpaşa Çayırı&#8217;nın istimlak edilip baştan başa ikiye bölünmesinden sonra, Alman sermayesinin ülkeye girmesi sürecinin ilk adımı Bağdat demiryolunun başlangıcını oluşturan Haydarpaşa eski gar binasının yerine yenisinin inşa edilmesiyle atılmıştır.<br />
Haydarpaşa Garı, III. Selim&#8217;in sadrazamlarından Haydar Paşa&#8217;ya ait bir arazi üstünde yapıldığı için bu adla anılmıştır.<span id="more-294"></span><br />
İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, Haydarpaşa mevkiindeki demiryolu terminali, Haydarpaşa Gar binası ile TCDD Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı I. İşletme Başmüdürlüğü  ana binasıdır.<br />
İstanbul-Anadolu demiryolu 22 Eylül 1872&#8242;ye kadar Pendik&#8217;e kadar işletilebiliyordu. Zaman içinde bu demiryolu Anadolu yönünde hızla ilerlemeye başlamış, Haydarpaşa&#8217;nın önemini bu gelişmeye paralel olarak arttırmıştır. Çünkü artık zamanın en hızlı, konforlu aracı olan tren Anadolu&#8217;nun içlerine kadar gider olmuş, pek çok kent hatta kasabalar bile bu ana demiryoluna bağlanarak İstanbul&#8217;a ulaşabilir olmuşlardı. Bu durum dolayısıyla Haydarpaşa Garı&#8217;nın önemi günden güne artmaktaydı.<br />
II. Abdülhamid  (1876 - 1909) zamanında eski gar binası ihtiyaca cevap veremez olunca yeni bir bina ve tesisler  yaptırmak  zaruri olmuş ve yeni gar binası inşaatına 1906 yılında başlanmıştır. Yapı Alman Rönesans mimari tarzında, çok da uzun zaman sayılmayacak bir sürede tamamlanarak 1908 yılında hizmete açılmıştır.<br />
Gar, Anadolu&#8217;nun İstanbul&#8217;a bağlanan en önemli ayağı olarak  görev yapmış, karayollarının pek gelişmediği dönemlerde,  Anadolu&#8217;ya asker sevkıyatının ve yolcu transferlerinin  yapıldığı vazgeçilmez bir mekan olmuştur.<br />
Daha sonraları Cumhuriyet&#8217;le beraberde kamu binalarının artmasıyla oralarda çalışmaya başlayan memur, işçi, işadamlarının Ankara&#8217;ya gidiş - gelişlerinde fren kullanılan en önemli araç olmuştur.<br />
Nisan 1994 yılından beri de Haydarpaşa - Gebze arasında günde 106 banliyö seferi, 25 uzun yol seferi, gittikçe artan yolcu sayısıyla devam etmektedir.<br />
Haydarpaşa Garı, 20. yüzyılın başlarında inşa edildiğinde, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun en uzak noktalarından sayılabilecek, kutsal topraklara kadar uzanabilmekteydi.<br />
İsrail&#8217;in Hayfa kentindeki bir anıtta, İsrail&#8217;deki  demiryollarının, Haydarpaşa Garı&#8217;nda başlayan demiryolları ağıyla bir ilgisi olduğu, onun devamı olduğu belirtilmektedir.</p>
<h3><strong>Mimari Özellikleri</strong></h3>
<p>İstanbul&#8217;un  vazgeçilmez  ulaşım aracı haline gelen bina, eski gar binasının yerine yapılıp, Haydarpaşa Garı adını alır.<br />
Binanın yapımına 30 Mayıs 1906 yılında başlanmış, 19 Ağustos 1908 yılında tamamlanmıştır. İstanbul&#8217;a Alman mimarisinin damgasını vuranlar Otto Ritter ve Helmuth Cuno adlı iki Alman mimar ile onlarla beraber çalışan  İtalyan işçilerdir.<br />
Bina, neorönesans tarzında klasik Alman mimarisinin özelliğini taşımaktadır, ara ara klasik etkilerin de görüldüğü gözden kaçmamaktadır. Her ikisi de kara tarafında uzanan &#8216;U&#8217; planlı yapının ortasında geniş koridorlar bulunmaktadır..<br />
Bu koridorların iki yanına da geniş ve yüksek tavanlı odalar dizilmiştir. Binanın iç avlusu kuzeye, deniz cephesinin köşeleri merdivenlerle yükseltilerek binanın güneyine yerleştirilmiştir. Beş katlı yapının her katında bulunan uzun koridorlar çevresine büro olarak kullanılan odalar sıralanmıştır.<br />
Yapının avluya bakan cephesi sade olarak dizayn edilmiştir. Bina, her biri 21 metre uzunluğunda  buharlı şahmerdan ile çakılı 1100 ahşap kazık üzerine oturtulmuştur. Binanın strüktürü bu kazıklar üzerindeki kazık ızgarasında Hereke&#8217;den getirtilen açık pembe granit  taştan yapılan temel üzerinde yükselmektedir.<br />
Zemin  ve asma katta kullanılan taş cephe kaplaması Lefke - Osmaneli taşından olup zamanla eskiyerek koyulaşmıştır. Bu taşlar yeniyken açık nefti sarı renkteydiler ve orta sertlikte kolay işlenebilir olmaları nedeniyle tercih edilmişlerdi. Kuzey cephesinin (Selimiye tarafı) bazı yerleri taş kaplama, bazı yerleri ise sıvalıdır.<br />
Bina inşaatında yaklaşık 2500 metreküp Lefke taşı, 1300 metreküp beton, 1140 ton demir, 520 metreküp kereste, 1900 metreküp sert ağaç ve çatı kaplaması için de 6200 metreküp arduvaz kullanılmıştır.<br />
Önce odaların tavanları kalemişi nakışlarla süslenmiş iken sonradan bunların üstü sıvanmış sadece bir &#8216;permi odası&#8217;nda orijinal kalemişi süsleme günümüze kadar kalmıştır. Tavanın dört köşesinde TCDD amblemi olan kanatlı tekerler orijinal hali ile resmedilmiştir.<br />
Binanın köşe kulelerinde üst katlara doğru küçük dairesel planların egemen olduğu mekanlar bulunmaktadır. Kulenin zemin katı kaburgalı tonoz, üst katlarının arasındaki mermerlerin arası çapraz tonozla örtülerek bina doğu ve batı yönünde genişletilmiştir.<br />
Bazı kısımlarda kullanılan özel tonozlar dışında binada volta tonozlar kullanılmış, binada bulunan tüm demir merdivenler dolama dal desenleriyle bezenmiştir.<br />
Yapının denize bakan kısmı neorönesans tarzda düzenlenmiş olup, 19. yüzyıl seçmeci üslubunu yansıtmaktadır. Binanın ahşap dikdörtgen pencereleri bulunmakta ve binanın boş cephesini geometrik ve bitkisel bezemeler süslemektedir.<br />
Ancak binanın doğu-batı cephelerinin bazı kısımları sıvayla kaplı olmakla beraber, deniz yönünün  köşeleri ve çeşitli yerleri plasterler, kornişler, üçgen alınlıklı pencereler, korkuluklar barok düzenlemelerle zenginleştirilmiştir.<br />
Gara, güney yönündeki merdivenlerle  yükseltilmiş  bir platformdan girilerek peronların bulunduğu iç avluya girilmektedir. İç avluya açılan salonun tavanlarıyla duvar kesişim yerlerindeki bezeme ve vitraylar dikkat çekicidir.<br />
Bina, herhangi bir yönünden gelebilecek kuvvetleri kontrol altında tutabilmek amacıyla temelleri üzerinde çelik karkaslar taşıyıcı ve bölücü duvar olarak inşa edilmiştir. Binanın çatısı ahşap Alman mimarisinin bir özelliği olan dik çatı şeklindedir.<br />
Cumhuriyet Hükümeti, göreve başladığından itibaren bazı kurumları kamu malı sayarak bünyesine bağlamış ve yeni yönetmeliklerle bu kurumları işletmeye başlamıştır.<br />
Haydarpaşa Garı da bu kurumlardan biridir. Cumhuriyet Hükümeti tarafından, yapının eski hali aynen korunmakla beraber, binanın ihtiyacı olan onarımlar yapılmış ve yeni  düzenlemelere gidilmiştir. Bina yapılışından itibaren uzun süre hiçbir onarım görmediği için, vapur ve buharlı lokomotiflerin çıkardıkları isler, yağmur  ve kar suları, denizin oluşturduğu nem zayıf yapılı kumtaşından oluşan binanın dış cephesine oldukça önemli ölçüde zarar vermiştir. Dış cephedeki süsleme amacıyla yapılmış geometrik ve çeşitli bitkisel motifler  zamanla neredeyse yok olma tehlikesiyle karşılaşmıştır.<br />
Sanatseverlerin ve devletin ortak çabasıyla bu yok olmakta olan nadide eserleri tekrar gün yüzüne çıkarmak için uzun çalışmalar yapılmış ve bu çabaların sonucunda da yapı eski güzelliğine kavuşmaya başlamıştır.<br />
Gara, 6 Eylül 1917 yılında İngiliz casusu bir Ermeni sabotaj düzenlemek istemiştir. Garın tarihindeki diğer bir önemli olay ise, 1979 yılında &#8216;İndependanta&#8217; adlı bir Romen tankerinin denizde infilak edip, 15 gün yanması sonucu binanın çok zarar görmesidir.<br />
Çeşitli dönemlerde restore edilen gar binası, tarihi güzelliği ve özelliği ile halen İstanbul&#8217;un Anadolu ulaşımında mihenk taşı olarak görevini sürdürmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-gari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Askeri Hastanesi</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-askeri-hastanesi/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-askeri-hastanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:38:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[hastahane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un, Anadolu yakasında askeri açıdan en önemli sağlık merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Haydarpaşa&#8217;da bulunan  pek çok yapıda olduğu gibi III. Selim&#8217;in sadrazamlarından Haydar Paşa&#8217;ya ait bir arazi üzerine kurulduğu için bu adı alan hastanenin Abdülmecid&#8217;in izniyle 1844 yılında yapımına başlanmıştır.
Hacı Hüseyin Paşa yönetiminde devam eden çalışmalar 1846 yılında tamamlanarak hizmete geçmiştir. Bina, engebeli bir arazi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un, Anadolu yakasında askeri açıdan en önemli sağlık merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.<br />
Haydarpaşa&#8217;da bulunan  pek çok yapıda olduğu gibi III. Selim&#8217;in sadrazamlarından Haydar Paşa&#8217;ya ait bir arazi üzerine kurulduğu için bu adı alan hastanenin Abdülmecid&#8217;in izniyle 1844 yılında yapımına başlanmıştır.<br />
Hacı Hüseyin Paşa yönetiminde devam eden çalışmalar 1846 yılında tamamlanarak hizmete geçmiştir. Bina, engebeli bir arazi üzerinde kurulduğundan, üç tarafı iki katlı  olarak  yapılmış olup, deniz yönü ise  üç katlı olarak inşa edilmiştir. <span id="more-292"></span><br />
600 yataklı hastaneye, doğu yönündeki kapıdan girildiğinde  giriş katında elbise dolabı, ambar, hekim odaları, eczane, ilaç laboratuarları ve ecza deposu yer alırken katlarda koğuşlar bulunmaktaydı.<br />
Onar koğuşluk subay odaları ve  bulaşıcı hastalıklara ayrılan odalar, yapının üç tarafındaki iki katında sıralanmış vaziyetteydiler.<br />
Binanın tüm katlarındaki geniş alanlar zor zamanlarda hastaların hizmetine açılabilmekte ve hastanenin hasta sayısı kolaylıkla arttırılabilmekteydi. Nitekim Osmanlı-Rus Savaşı sırasında (1877-1878) hastanede üç bin hasta yataklı olarak tedavi edilebilmişti.<br />
Binanın en güzel ve huzur veren yeri geniş bahçesidir. Yazın, bu bahçede hastalar çimlere serilen hasırlar üzerinde dinlenirlerdi. Bu durumun, hastaların psikolojilerine çok yararlı olduğu ve iyileşmelerine katkıda bulunduğu saptanmıştır. Bu güzel bahçedeki şadırvanın üzerine bir de cami inşa edilmişti. Batı cephesi, İngiliz mezarlığına komşu olan binanın zemin katında karantina koğuşu, mutfak, erzak ve yiyecek ambarıyla beraber çamaşır kurutmak için bir de feshane bulunmaktaydı.<br />
Hastane, &#8216;Mekteb-i Tıbbiye&#8217;yi bitiren, yüzbaşı rütbeli genç hekimlerin stajlarını yapabildikleri bir uygulama hastanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Genç hekim adaylarına, iki yıl boyunca Türkçe olarak &#8216;Muavin - i Tabib&#8217; ünvanıyla uygulama yapma zorunluluğu, &#8216;Umur-u Sıhhiye Nizamnamesi&#8217;yle, 1870 yılında yürürlüğe konmuştur. Bu programı bitiren tabipler uzmanlaşmak için ihtisas yapabilmekteydiler.<br />
1873&#8242;te, ülkenin içinde bulunduğu ihtiyaçlar doğrultusunda ve orduda görülen cerrah sıkıntısından dolayı, Sıhhiye Reisi  Nuri Paşa&#8217;nın da girişimiyle okulda, cerrah sınıfı ve 1876&#8242;da da eczacılık okulu açılmıştır.<br />
Sonraki zamanlarda, eğitimi bozulan hastane, depo olarak kullanılmaya başlanmış, hastanenin hekim ihtiyacı ise 1898 yılında açılan Gülhane Tatbikat Mektebi ve Serriyat Hastanesi adıyla hizmete geçmiş mektepten sağlanmıştır.<br />
1909 yılında hastane büyük bir onarım geçirmiştir. Kurum, Balkan Savaşı sırasında da ordunun sağlık ihtiyacına cevap verebilmiştir. Cumhuriyet döneminde, 750 yatakla hizmet veren hastanenin şadırvanlı camisi bakımsız kalınca içi boşaltılmıştır. Zamanla eskiyen bina, 1933 yılında sıkı bir onarımdan geçmiş, hastane Selimiye Kışlası&#8217;na taşınmış, 1940&#8242;ta işlemleri tamamlanınca kendi binasına geri dönmüştür.<br />
Ekim 1985 yılında, Gülhane Askeri Tıp Akademisi&#8217;ne bağlanan hastane Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi adını almıştır. Halen, akademi öğrencilerinin uygulama yapabildikleri tam teşekküllü bir hastane olarak hizmet vermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-askeri-hastanesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Numune Hastanesi</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-numune-hastanesi/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-numune-hastanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[hastahane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[1091 yılında yapımına başlanan hastane, beş pavyonlu olarak,  Hassa mimarı, d&#8217;Aronco tarafından inşa edilmiştir. Yapının her aşaması  Reider Paşa gözetiminde inşa edilmiştir. Daha sonraki yıllarda  arka pavyonlara ek olarak Cemil Paşa Amfisi  yapılmış, burası  ameliyathane olarak da kullanılmaya başlanmıştır.
1909&#8242;da, askeri ve sivil tıbbiyeler birleştirilerek Tıp Fakültesi olarak hizmete açılmıştır. Tıp Fakültesi, 1933 yılında İstanbul yakasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1091 yılında yapımına başlanan hastane, beş pavyonlu olarak,  Hassa mimarı, d&#8217;Aronco tarafından inşa edilmiştir. Yapının her aşaması  Reider Paşa gözetiminde inşa edilmiştir. Daha sonraki yıllarda  arka pavyonlara ek olarak Cemil Paşa Amfisi  yapılmış, burası  ameliyathane olarak da kullanılmaya başlanmıştır.<br />
1909&#8242;da, askeri ve sivil tıbbiyeler birleştirilerek Tıp Fakültesi olarak hizmete açılmıştır. Tıp Fakültesi, 1933 yılında İstanbul yakasına taşınınca ana bina, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na, hastane binaları da Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı&#8217;na  devredilmiştir.<span id="more-290"></span><br />
Hastane, Avrupa yakasına taşınınca, Asya yakasındaki hastane sayısı yetersiz kalmıştır. Görülen lüzum üzerine de, Haydarpaşa Lisesi&#8217;nin bazı binaları onarımdan geçirilerek hastane binası olarak restore edilmiş, mutfak  ve çamaşırhane, üçüncü pavyonun zemin katına bağlanmış, cadde yönünde de poliklinikler yerleştirilmiştir. Bu düzenlemeler hastanenin tüm birimleri için yeterli olmayınca ek binayla ambar, depo ve  hademe koğuşları  buraya taşınmıştır.<br />
Daha sonra da yol çalışması sırasında, hastanenin  bahçesi  düzenlenerek duvarlarla çevrilip, su deposu ve garaj eklenmiştir. Hastane, 225 yatakla, 1 Şubat 1936 yılında &#8220;Haydarpaşa Numune Hastanesi&#8221; adı altında hizmete geçmiştir.<br />
Hastane binasının bazı kısımları yetersiz kalınca, ana binaya ek olarak değişik tarihlerde karantina servisi, anatomi, patoloji laboratuarları, ambar için tek katlı bir bina ve hemşire yatakhanesi inşa edilmiştir.<br />
1 Nisan 1946 yılında, Hemşire ve Laborant Okulu açılmış zamanla öğrenci sayısının artmasıyla buraya sığmayan öğrenciler için okul, Zeynep Kamil Hastanesi&#8217;ne taşınmıştır.<br />
Zamanla çeşitli bölümlerin de açılmasıyla birlikte Türkiye&#8217;de ilk defa 1959 yılında reanimasyon servisi Dr. Cemalettin Öner tarafından faaliyete geçirilmiştir.<br />
1969 yılında, eklenen otuz yatak kapasiteli  anesteziyoloji ve reanimasyon servisiyle kurum, o tarihte Ortadoğu ve Balkanların en teşekkülü hastanesi olma özelliğine sahipti.<br />
Daha sonra ek binalarla hastanenin yatak sayısı 800&#8242;e ulaştırılmıştır. Halen Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı tam teşekküllü bir hastane olarak varlığını sürdürmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-numune-hastanesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa İskelesi</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-iskelesi/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-iskelesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:36:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[iskele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Haydarpaşa Tren Garı&#8217;nın önünde inşa edilmiş bir yapıdır. Osmanlı döneminin son mimari eserlerinden olan iskelenin mimarı, yenilikçi mimarlardan Vedat Tek&#8217;tir. Haydarpaşa İskelesi&#8217;nin, eşsiz  Kütahya çini bezemelerinin ustası ise Mehmet Emin Bey&#8217;dir.
Osmanlı  süsleme sanatları içinde en önemlilerin başında gelen, çini süsleme sanatının en güzel örneklerinden biri olan Haydarpaşa İskelesi&#8217;nin deniz cephesi yönündeki pano bir kazaya kurban [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haydarpaşa Tren Garı&#8217;nın önünde inşa edilmiş bir yapıdır. Osmanlı döneminin son mimari eserlerinden olan iskelenin mimarı, yenilikçi mimarlardan Vedat Tek&#8217;tir. Haydarpaşa İskelesi&#8217;nin, eşsiz  Kütahya çini bezemelerinin ustası ise Mehmet Emin Bey&#8217;dir.<br />
Osmanlı  süsleme sanatları içinde en önemlilerin başında gelen, çini süsleme sanatının en güzel örneklerinden biri olan Haydarpaşa İskelesi&#8217;nin deniz cephesi yönündeki pano bir kazaya kurban giderek kırılmıştır.<br />
Haydarpaşa İskelesi,  yatay  dikdörtgen planlı, üç salonlu ana mekanın önüne, sekizgen planlı yapıdan biraz da dışarı taşacak şekilde  oturtularak inşa edilen gişesiyle  birlikte bir bütün halinde yapılmıştır.<span id="more-288"></span><br />
Oyma tekniği ile süslenmiş,  kafes işi çamdan yapılan gişe, ortadaki  uzun dikdörtgen bekleme salonuna açılmaktadır. Salonlar, gelen ve giden yolcuların birbirlerinin hareketlerini engellemeyeceK şekilde düzenlenmiştir. Ortadaki salonların giriş kapıları üzerinde &#8216;Birinci Mevki&#8217; ibaresi göze çarpmaktadır.<br />
Yapının dış cephesi, tek renkli (monokrom), iç cephesi ise çok renkli (polikrom) olarak taş işçiliği ile bezenmiş olup ön cephedeki vitray bezemeler de göz doldurucu niteliktedirler.<br />
Kemer aynaları, alınlıkları, kapı lentonları, pencere kemerleri, yan ve üçgen boşluklar açık ve kapalı kompozisyonlar dışındaki tüm alanlar bordür biçiminde çinilerle kaplanmıştır. Geometrik desenli çinilerin, sırlama tekniği ile yapılmış olduğu,  renklerinin  bir kısmı  kirli sarı diğerlerinin ise kiremit renginde olduğu görülmektedir. Polikrom çinilerdeki desenler, genelde bitki ve çiçek motiflerinden meydana gelmiştir. Özellikle de &#8216;Maşaallah&#8217; yazılı Denizcilik  Bankası amblemi bulunan rozetler, iki çapa ve ay yıldızdan oluşturulmuştur.<br />
Yine, çini tekniği ile süslenmiş değişik tarzdaki çiniler başta giriş kapısı olmak üzere binanın pek çok yerini taçlandırmışlardır. Farklı şekillerdeki çinilerde kullanılan teknik, renk ve motifleri zamanın özgün süsleme özelliğini sergilerken, İstanbul&#8217;daki diğer, Bostancı, Kadıköy, Büyükada, Kabataş, Büyükdere iskeleleriyle benzerlik göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-iskelesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Haydarpaşa Limanı</title>
		<link>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-limani/</link>
		<comments>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-limani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 06:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haydarpaşa]]></category>

		<category><![CDATA[liman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilceler.blogkafe.com/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Kadıköy&#8217;ün kuzeyi ile Harem arsında, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında bulunmaktadır ve kentin en büyük ticari limanı durumundadır.
Haydarpaşa Limanı, mendirek, depolar, silolar, yükleme - boşaltma ve diğer tesisleriyle oldukça büyük bir komplekstir. Limanın güneyinde Haydarpaşa Garı , önünde Haydarpaşa Vapur İskelesi bulunmaktadır.
Burada ilk defa bir liman yapılma düşüncesi Haydarpaşa Garı&#8217;nın yapımından sonra gündeme gelmiş, burada yük ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy&#8217;ün kuzeyi ile Harem arsında, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında bulunmaktadır ve kentin en büyük ticari limanı durumundadır.<br />
Haydarpaşa Limanı, mendirek, depolar, silolar, yükleme - boşaltma ve diğer tesisleriyle oldukça büyük bir komplekstir. Limanın güneyinde Haydarpaşa Garı , önünde Haydarpaşa Vapur İskelesi bulunmaktadır.<br />
Burada ilk defa bir liman yapılma düşüncesi Haydarpaşa Garı&#8217;nın yapımından sonra gündeme gelmiş, burada yük ve sevkiyatın artmasıyla ihtiyaç duyulan limanın inşaatına 1899 yılında başlanmıştır. Yapı, 1903 yılında II. Abdülhamid zamanında  tamamlanarak hizmete açılmıştır. Liman,  açıldığında rıhtımı 302 metreydi, güneyinde de 151 metrelik bir rıhtım kolu bulunmaktaydı. 595 metrelik, sahile paralel dalgakıran 1953 yılında genişletilerek 900 metreyi bulmuştur.<span id="more-286"></span><br />
Rıhtımın kuzeybatısında, 400 ton buğdayı kaldırabilecek kapasitede bir vinç bulunmaktaydı. Zamanla tüm buğdaylar için bir silo yapmak ihtiyacı doğunca önce 5. 000 tonluk daha sonrada 10.000  tonluk silolar yapılmıştır.<br />
Gar ile paralel olarak Anadolu ile bağlantısı artan liman, 1917 yılındaki bir patlama sırasında tahrip olmuşsa da yeniden onarılmış ve 1927 yılındaki yasayla Demiryolu ve Limanları İdare - i Umumiyesi kurulmuş, demiryolları gibi limanın da imtiyazının satın alınması gündeme gelmiştir. Kurum, 1929 yılında Devlet Demiryolları ve Limanları Umum Müdürlüğü&#8217;ne bağlanmıştır.<br />
1953 yılında limanı genişletme projeleriyle, limanın uzunluğu 650 metreyi bulmuştur. Zaman içinde limana çok sayıda eklemeler, yeni tesisler, vinçler, silolar,  yükleme boşaltma alanları v.b. yapılmıştır.<br />
Halen İstanbul&#8217;un ulaşımı ve özellikle de İstanbul&#8217;un yük taşınmasında en önemli yerlerin başında gelmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilceler.blogkafe.com/2008/08/haydarpasa-limani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
