Haydarpaşa Vapuru
1894 yılında, bir İngiliz şirketi tarafından, teknesi sacdan, 286 groston çarklı olarak yolcu taşımak amacıyla şehir hatları vapuru olarak yapıldı.
Sacdan yapılan 286 grostonluk teknenin uzunluğu 54, 8 m, genişliği 7.2 m, su kesimi 2.4 m olup, 510 beygir gücünde, 2 silindirli compound buhar makinası vardı. Aynı özelliklere sahip Fenerbahçe adlı diğer bir eşiyle beraber yıllar boyunca Boğaziçi hariç, İstanbul sularında çalıştı. Vapur, 1934 yılında 40 yıllık görev süresini tamamlayarak satıldı.
Yazının devamını okuyun »
Haydarpaşa Lisesi
Şu an Altunizade semtinde bulunan lise, ilk olarak Kadıköy - Üsküdar arasındaki Tıbbiye Caddesi’ndeki Tıbbıye Mektebi binasında açılmıştır. 26 Eylül 1934 yılında “Haydarpaşa Erkek Lisesi” adıyla açılan okul, yatılı ve gündüzlü olarak 1,048 öğrencisiyle öğretimine devam etmekteydi.
Haydarpaşa Lisesi, oldukça önemli ve tanınmış bir öğretim kadrosuyla hizmete girmiş, gerek bu kadro, gerekse binanın konumundan dolayı devrinin İstanbul okulları içinde hak ettiği yeri ve değeri almakta gecikmemiş, kentin eğitim ihtiyacına bu özelliklerinden dolayı kolaylıkla cevap verebilmiştir.
Yazının devamını okuyun »
Haydarpaşa Ziyaeddin Efendi Köşkü
Bulunduğu bölgenin tarihine endamı, estetiği ile damgasını vuran ve oldukça büyük bir alanı kaplayan Haydarpaşa Ziyaeddin Efendi köşkü, Ayrılık Çeşmesi’nin karşısında, 320 dönümlük bir arazi içerisinde Sultan Reşad’ın oğlu Ziyaeddin Efendi’ye ait olarak inşa edilmiştir.
Daha önceki dönemlerde, Haydarpaşa kasrının bulunduğu yerde, Sultan Reşad, 1910 yılında Kadın efendisi Kamiras Hanım için bir köşk yaptırmıştı. Ancak daha sonradan Kamiras Hanım bu binayı beğenmeyince Sultan Reşad da aslında oldukça güzel olan bu yapıyı yıktırmaya kıyamayıp doktor olan oğlu, Ziyaeddin Bey’e vermeyi uygun bulmuştu.
Yazının devamını okuyun »
Haydarpaşa ( Haydar Baba) Türbesi
Haydarpaşa Garı çevresinde, Rasim Paşa Mahallesi’nde inşa edilen türbe Haydarpaşa Garı’nın rayları arasında kalmış durumdadır.
Nakşibendi Tarikatından, Buharalı Şeyh Haydar Dede (ö. 1700) tarafından, 17. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmış olduğu varsayılmaktadır.
Türbe, aslında unutulan ve bilinmeyen bir yer iken demiryolu raylarının yapımı sırasında tekrar gün yüzüne çıkarılıp onarılarak ziyarete açılmıştır.
Yazının devamını okuyun »
Haydarpaşa Camii
Haydarpaşa Çayırı’nda, bugünkü Haydarpaşa Demirspor Kulübü binasının bulunduğu yerdeydi. Mehmet Efendi tarafından, III. Mustafa (1757- 1774) döneminde cephane ocağı memuru olan babası, Ömer Efendi için yaptırılmıştır. Cami, Anadolu-Bağdat demiryolu yapılırken, 1873 yılında yıkılmış, yakın zamanda, 1991 yılında yeniden “Haydarpaşa Camii” adıyla inşaatına başlanmış ve sonradan tamamlanarak hizmete geçmiştir.
Cami, 347 metrekarelik fevkani bir yapıdır. Eklektik özelliklere sahip yapı, klasik ve geç dönem Osmanlı mimari ve süslemesinin özelliklerini yansıtmaktadır.
Haydarpaşa Demirspor Kulübü
Kulüp, ilk önce Haydarpaşa’da değil, Sirkeci’de, 1922 yılında, “Şark Şimendiferleri Kulübü” adıyla kurulmuştur. Takımın forma renkleri mavi ve laciverttir. Bugünkü yerine 1937 yılında taşınmıştır.
Kulüp, 1936 yılında yayınlanmış olan Beden Terbiyesi Yasası’na göre yeniden onaylanıp, bugünkü adını almış ve tarzını belirlemiştir. 1954 yılına gelindiğinde artık oturmuş bir spor kurumu olarak yüzme ve spor şubesi bünyesinden ayrılarak, “Deniz Spor Kulübü” adı altında yeniden örgütlenmiştir.
Yazının devamını okuyun »
Paris Mahallesi
Haydarpaşa’da bulunan en ünlü ve eski mahalledir. İbrahim Ağa Mahallesi’nin tren yoluna paralel uzanan sokağının üzerinden Acıbadem yoluna kadar devam eden bir alanı kaplamaktadır.
Tarihi süreci içinde, İstanbul’un pek çok mahallesinde, sokağında ve caddesinde geçen olaylara sahne olan bir alandı. Bölge sakinlerinin oturmakta pek rağbet göstermedikleri bir mahalle olmasının yanında pek şenlikli bir yerdi. Eskiden su problemi yaşayan İstanbul’un pek çok yerinde olduğu gibi, Paris Mahallesi sakinleri de su ihtiyaçlarını mahallenin köşe başlarında bulunan dönemin varlıklı kimseleri tarafından yaptırılan ve yaptırıldığı dönemin mimari özelliklerini taşıyan çeşmelerden sağlamaktaydılar.
Yazının devamını okuyun »
Pasaport Dairesi
Pasaport sözcüğünün Osmanlı literatürüne girmesi, kullanılmaya başlanması ve de pasaport dairesinin göreve başlaması 1881 yılına tarihlenir.
Bu daire, Kapitülasyonlar’ın bazı devletlere verilmesiyle bu ülke vatandaşlarının pasaport işlemlerini yapabilmeleri amacıyla kurulmuştur. Müşterek bir büro halinde kurulan binada, ‘Düveli Muazzama’ denilen büyük devletlerin kendi büroları vardı. Osmanlı tebalı kişileri göndermek için buraları kullanırlardı.
Bir zaman sonra aynı daireden bir tane de İzmir’e kuruldu. Halen İzmir’deki pasaport diye anılan semt adını buradaki Pasaport Dairesi’nden alır.
Yazının devamını okuyun »
GALATA
Galata’nın sınırlarını belirleyecek olursak: Haliç’in kuzey sahilinde Kasımpaşa Deresi’nden başlar, yukarıya doğru uzanan sırtlarda Galatasaray ve Beyoğlu’nun bulunduğu mevkii de içine alarak Tophane’ye kadar uzanır.
Galata İsmi
Tarihiyle ilgili ilk bilgilerin Bizans’ın erken dönemlerine uzandığı Galata’nın adı konusunda, kuruluş yıllarına dek götürülen çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bizans’ın ilk yıllarında asıl kentten Haliçle ayrılan bu kısma “Peran an Skais” denildiği, “karşıda” anlamına gelen “Peran” kelimesinin de önceleri Cenevizliler tarafından “Galata”, daha sonradan da Levantenlerce “Beyoğlu” için kullanılır hale geldiği belirtilmektedir.
Yazının devamını okuyun »
