Posts Tagged ‘Arnavutköy’

17th Nisan
2008
written by admin

ARNAVUTKÖY

Boğaz’ın, Avrupa yakasındaki nadide semtlerinden biri olan  Arnavutköy, sahil yolunda Kuruçeşme ile Bebek arasında kalmakta, yukarı sınırında ise Etiler ile Ulus semtlerine kadar uzanmaktadır. Karşısında Kandilli ve Vaniköy bulunmaktadır ki bunlar birbirlerine çok benzeyen Boğaz semtleridir.

Arnavutköy İsmi

Arnavutköy semtinin, Fatih Sultan Mehmed Arnavutluk ve Epir’e egemen olduktan sonra buradan getirilen Arnavutların köye yerleştirilmesiyle bu adı aldığı sanılmaktadır. İlk Arnavut cemaatinin, o zamanlar bakımsız ve harap olan köye 1468 yılında yerleştirildiği bilinmektedir.

Tags:
17th Nisan
2008
written by admin

Arnavutköy, Osmanlı zamanında idari yönden Galata Kadılığı’na bağlıydı. Galata Köprüsü’ne uzaklığı 8,5 km olan semt, günümüzde Beşiktaş İlçesi’ne bağlıdır.  Hıristiyanlıktan evvel “Hestai” olarak bilinen köyün, bu ismi bayırlarda yer alan kireç ocaklarından aldığı bilinmektedir.
Arnavutköy’ün “Hestai” olarak bilindiği dönemlerde Megara ve Argos’dan buraya koloni kurmaya gelen Yunanlılar, köyün ilk halkını oluşturmuşlardır. Çok tanrılı bir dine inanan Yunanlıların burada bir tapınakları da bulunmaktaydı. (more…)

Tags:
17th Nisan
2008
written by admin

Arnavutköy’ün talihsiz bir şekilde yaşadığı yangınların ilki olan 1797 yangını,  sabahın alacakaranlığında şiddetli lodosun da etkisiyle köyü tamamen etkisi altına almış, aralarında III. Selim’in sadrazamlarından ve Nizam-ı Cedid’in kurulmasında büyük yardımları olan Sadrazam İzzet Paşa’nın padişah için o tarihte yaptırmış olduğu Biniş Köşkü’nün de olduğu bir çok yapının yanı sıra Sadrazamın kendi yalısı, Akıntıburnu’ndaki meşhur Hasan Halife Yalısı ve Boğaz’ın o zamanki en güzel yapılarından biri olarak bilinen Mektupçu İbrahim Efendi Yalısı kül olmuştu.

(more…)

17th Nisan
2008
written by admin

Arnavutköy’ü yangınlar kadar, belki de daha fazla etkileyen bir başka felaket de 1821 yılında ortaya çıkan Mora İsyanı’dır. Arnavutköy isyandan birkaç yıl öncesinde konumu itibariyle ülke dışından gelen Yunanlıların özgürlük ve ayaklanma fikirlerini yaymak için uygun bir yerdi. Çünkü Arnavutköy İstanbul’un merkezine uzak olduğundan kontrol edilebilmesi güç olarak düşünülüyordu. Bunun yanı sıra Arnavutköy’ün Eflak, Boğdan ve Rusya ile iyi ilişkiler içinde olması ve deniz yolu ile de buralara bağlantılı olması önemli bir etken olmuştur.

(more…)

17th Nisan
2008
written by admin

Arnavutköy, meşhur İpsilantis ailesinin ilk çileği yetiştirmesinden önce üzüm bağlarıyla kaplıydı. Burada İpsilantis ailesinden söz etmek gerekirse Aleksandros İpsilantis, 1726 yılında  İstanbul’da doğmuş, 1774 yılında Eflak Beyliği görevine getirilmiştir. 1785 Osmanlı-Rus savaşında da Rus yanlısı olarak suçlanıp görevden alınmıştır. Bu olay sonrasında Avustralya’ya sığınan Aleksandros padişah III. Selim’in kendisini affetmesiyle bu görevini 1798 yılına kadar devam ettirmiş ve daha sonra İstanbul’a dönmüştür. İşte dillere destan Arnavutköy çileğinin ilk fidesi bu tarihlerde dikilmiş, Bizans dönemindeki üzüm bağları zamanla yerini çilek bahçelerine bırakmıştır.

(more…)

17th Nisan
2008
written by admin

Tüm güzelliklerin buluştuğu Boğaz’da bir güzellik daha vardı ki o da fener alaylarıydı. Günümüzde Ortaköy pazarı olarak bilinen iskele meydanında Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlardan oluşan topluluk meşaleleri yakıp Arnavutköy’e doğru yola çıkarlardı. Sahilhanelerde kandiller yakılır, alay yaklaşınca meşale neferlerine lokum, şerbet ve  likör ikram edilirdi. Alay,  Arnavutköy karakolunda son bulurdu. Genç kızların dağıttıkları hoş kokulu Arnavutköy çileğinden tadan neferler tekrar Ortaköy’e geri döner ve iskele meydanında meşalelerini söndürürlerdi.

17th Nisan
2008
written by admin

Boğaziçi’nde yaşayan tüm Ortodoks Hıristiyanlar her yıl Ocak ayının 6’sını heyecanla beklerlerdi. Bu günde Hz. İsa’nın Ürdün ırmağında vaftiz edilmesi anısına denize haç atma töreni (Teofania Yortusu) yapılırdı. Kilisede yapılan dini törenin ardından din adamları ve kalabalık cemaat sahile inerlerdi. Arnavutköy karakolunun karşısından köyün metropolit denen dini lideri sandala biner, biraz açıldıktan sonra sağ elinde tuttuğu tahta haçı dualar eşliğinde denize bırakırdı. (more…)

17th Nisan
2008
written by admin

Dikdörtgen planlı, üçgen alınlıklı, tek minareli, küçük bir cami olan Tevfikiye  Camii, Akıntıburnu’na  hakim bir konumda, Arnavutköy-Bebek yolu üzerindedir. Kagir duvarlı ve ahşap çatılıdır. II. Mahmud camiyi inşa ettirmeye başladığında köyde Müslüman nüfus henüz yoktu. II. Mahmud caminin hemen yanı başına bir de kışla/karakol yaptırmıştır. (more…)

17th Nisan
2008
written by admin

Arnavutköy-Bebek Caddesi üzerinde Parmaksız Çıkmazı köşesindedir. Tevfikiye Camii’nin hemen yan tarafında bulunan karakol iki katlıdır. 1843′te inşa edilmiş olan karakol oldukça büyüktür. U şeklinde bir plana sahip olan yapının köşeleri plasterlerle belirtilmiştir. Plasterler ve alınlıklar beyaz boyalıdır. Merkez bölümü yan kanatlardan iki metre kadar geridedir. Bazı dekoratif ve stilistik ayrıntıların kaybolduğu gözlenmektedir. O dönemde resmi daireler için ön görülen klasik mimarlık üslubuna uygun bir yapıdır. Giriş kapısını üzerinde Abdülmecid’in tuğrası bulunmaktadır.

Tags:
17th Nisan
2008
written by admin

M.S. 3. yüzyılda Hıristiyanlığın, Doğu Roma’nın resmi dini olarak ilan edilmesinden sonra Büyük Konstantin’in İstanbul’da yaptırmış olduğu önemli kiliselerdendir. 1579 yılında  Başmelek Mikhael adına ithaf edilmiş olan kilise aynı zamanda bölgeye de ismini vermiştir. Zaman zaman bakımlardan geçen kilise 6. yüzyılda İmparator İustinianos tarafından yeniden inşa ettirilmiştir.

(more…)

Previous