Posts Tagged ‘Balat’

17th Nisan
2008
written by admin

Tarihi yarımadada, Fener’le Ayvansaray arasında yer alır. Haliç kıyısıyla sahil surlarının arkasından iç kısımlara doğru Eğrikapı yönünde yükselen bölgede kuruludur.
Bir bölümü Haliç kıyısına uzanan semtin, sur duvarları dışında kalan kesimleri Ayvansaray Caddesi, Dubek Caddesi ve Demirhisar Caddesi çevresinde gelişmiştir. Günümüzde çok azı kalabilmiş sur duvarlarının ardında ise üç ana bölge yer almaktadır. Bunlar: Ayvansaray’ın üst kısmındaki tepenin etekleri, tepenin üst kesimleri ve Tekfur Sarayı-Eğrikapı yakınlarındaki bölgelerdir. (more…)

Tags:
17th Nisan
2008
written by admin

Balat’ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar  dayanmaktadır. Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi  olan  Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyoekonomik ve kültürel açıdan İstanbul’un yaşayan  semtlerinin  başında  gelmiştir.

(more…)

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Balat semtinin Molla Aşki Mahallesi’nde, Mahkemealtı Caddesi’nde  kurulmuştur. Caminin tasarımının Koca Sinan’a ait olduğu bilinmektedir. Günümüze  dek ulaşan, tevhidhane olarak kullanılan cami; tekke bölümü, mahkeme binası ve çeşmesiyle birlikte küçük bir külliyenin çekirdeğini teşkil eder.

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Balatkapısı’nın dışında, Karabaş Mahallesi’nde, Vapur İskele Sokağı’nda  bulunan kagir bir mabettir. Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edilmiş, 1892  yılında Karabaş Mahallesi’nde çıkan bir yangında zarar görmüş ve yenilenip  bugünkü halini  almıştır. Yapının  duvarları  kagir  olup  yapı  fevkanidir. Camiye  güney cephesinden girilmekte, sol tarafında çeşme, sağ tarafında cami deposu  bulunmaktadır. Caminin giriş katı yarıya  kadar fayans ve mermerden  oluşup, abdest almak için musluklar bulunmaktadır.

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

,Haliç’te Balat ile Ayvansaray arasında, Mahkemealtı Caddesi üzerindedir. Kilisenin  tarihi 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır. Kilise 1583  tarihli  Tryphon,  1604  tarihli  Paterakis ve  1669 tarihli Thomas Smith listesinde  yer  alır.
İlk  kitabesi, 1833  tarihli  olup naosa  açılan  girişin  alınlık  zemininde bulunmaktadır, boyama tekniği kullanılmıştır. İkinci kitabesi 1843 yılına ait nartekste  eksendeki  girişin  güney  yanında, beyaz mermerden kare  şeklindedir. (more…)

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Balatkapı  semtinde  Ayan Caddesi üzerindedir. Kilise 1583 tarihli  Tryphon  listesinde ve 1604  tarihli Paterakis  listesinde yer  almaktadır. Kilise 1730 yılı  yangınında  zarar  görmüştür. Kitabesi  Patrik I. Konstantios  döneminde, 1833  tarihinde restore edilmiştir. Kitabe batı ekseninde,  giriş  üstünde beyaz  mermerden  enlemesine dikdörtgendir.
Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup bazikal plan  tipindedir. Kilisenin  doğusunda  üç  nefi  kapsayan  ahşap  ikonostasis,  oyma  ve  aplikasyon tekniğinde geometrik ve bitkisel  motiflerle bezelidir. Kilisede  bulunan  tasvirlerin  malzemesi  yağlıboyadır.

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Balatkapı’dan 500 metre uzaklıktaki mahallenin iç tarafındadır. İstanbul’un  bilinen kiliselerinden olan ve eskiden Bulgar  Mahallesi’nde  bulunan kilise,  16. yüzyılda  Ayios  Eustratios  adlı bir Rum Ortodoks Kilisesi iken 1627  yılında  Ermenilere  geçmiş, aynı  yıl  Bursalı Isdeponos tarafından takdis edilmiştir. Kilise  ana  mihrabın  arkasındaki  duvar  kitabesine  göre  1628′de  onarılmıştır.

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Kilise, Kasım  Günani  Mahallesi’ndedir.  14. yüzyılda  “Aghios  Nikolaos”  adıyla  bilinirken 17. yüzyılda bu  adı almıştır. 1640  yılında Balat yangınında büyük  zarar görmüş, yeniden  yapılmış, daha sonra 1728 yılında tekrar yangında  yanmıştır. 1833  yılında  külliye  yeniden tamir  edilmiştir.

Tags: ,
17th Nisan
2008
written by admin

Haliç boyunca Fener’den Balat’a doğru giderken sağ kolda, Mürsel Paşa Caddesi ile Balat Vapur İskelesi Caddesi arasında, cephesi bezemelerle dolu bir kilise görülür. Bulgarca “sveti” sözcüğü, Türkçe’de “aziz” anlamına gelmektedir.
Sveti Stefan Kilisesi ilginç bir yapıdır, çünkü malzeme olarak baştan aşağı demirle inşa edilmiştir. Bu nedenle eskiden beri “Demir Kilise” olarak da anılmaktadır. En başta, taşıyıcı strüktürü, yani iskeleti çeşitli biçim ve boyutlarda çelik profillerden oluşturulmuştur. Ama iş bununla kalmamıştır, yapının dış cephelerinde yer alan elemanlar da demirdendir. Bütün dış duvar kaplamaları, pilastrlar (gömme ayaklar) ve pilastr başlıkları, pencere doğramaları, kapı kanatları, kemerle, saçak silmeleri, çatı, çatının kenarı  boyunca uzanan parapet (korkuluk) duvarı ile bunun üzerindeki babalar, çan kulesi, bu kulenin dört yanındaki dört balkon ve cephelerdeki çeşitli kabartma bezemeler, inanılması gerçekten güç ama, sadece demirden yapılmıştır. İç mekana gelince, duvarlar, merdivenler, bütün kolonlar ve kolon başlıkları yine demirdendir. Yalnız daha görkemli bir görünüm sağlamak amacıyla, girişte ve ana mekanda duvarların ve kolonların üstleri renkli mermer levhalarla kaplanmıştır.
Kilisenin 19. yüzyılın sonlarında, hemen tümüyle prefabrik olarak Viyana’da üretilmiş olması da ilginçtir. Daha sonra yapının bütün parçaları İstanbul’a taşınmış, arsada önceden hazırlanmış olan temelin üzerine monte edilmiştir. Dünyanın ilk demir döküm kilisesidir.
Sv. Stefan Kilisesi’nin ilgi çekici bir başka noktası da Bulgarların Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparak bağımsız bir devlet kurmak için yürüttükleri mücadelede siyasal simge olması, bağımsız bir Bulgar Ortodoks Kilisesi kurma çabalarına sahne olmasıdır. Yani Rum Patrikhanesi’ne bağlı olan Bulgar Eksarhanesi kurma girişimleriyle yakından ilişkilidir.

Tags: ,
Previous