Posts Tagged ‘yalı’

10th Haziran
2008
written by admin

Günümüze kalmış en eski yalılardan olmasının yanında, cephe oranlarındaki kusursuzluk da bu yalıyı önemli kılmaktadır. Yalının Sadullah Paşa’nın kendisinden daha eski, 1770’lerden kalma olduğu tahmin edilmekte. İki katlı yalının ikinci kat çıkmaları eli böğründelerle desteklenir. Geleneksel Türk konutlarında olduğu gibi, iki katında merkezi sofalar ve köşelerde kapıları sofaya açılan sekiz oda vardır. Üst kattaki sofa ise beyzi ve kubbelidir. İçindeki süslemeler, tavan ve duvar resimleri görülmeye değerdir. (more…)

Tags:
10th Haziran
2008
written by admin

Çengelköy’ün ve Boğaz’ın en güzel yalısından sonra bir diğer güzel ve ilginç yalı olan Abdullah Paşa Yalısı’na gidelim. Esas adının Hamdullah olduğu sanılan Abdullah Paşa, Çengelköy’ün yerlisidir. Babası Safranbolu’dan gelip buraya yerleşen “Yalnızkürek” Ali Dayı’dır.

Yoksul bir aileden gelen Abdullah Paşa ilkin hamlacı olarak Bostancı Ocağı’na yazılıyor, burada yavaş yavaş yükseliyor ve sonunda, 1808’de Bostancıbaşı oluyor. (more…)

Tags:
10th Haziran
2008
written by admin

Güneşli bir bahar gününde Üsküdar’a inip sandal kiraladınız. Şöyle kıyıdan yavaş yavaş gidiyorsunuz havanın keyfini çıkararak. Sırayla Paşalimanı’nı, Beylerbeyi’ni geçeceksiniz. Kırmızı renkte ahşap bir yalıyı, yani Sadullah Paşa Yalısı’nı gördünüz mü anlayın ki Çengelköy’e yaklaşıyorsunuz. Sahile yanaşıp kayıktan indiğinizde farklı bir atmosfer ve odun ateşinde pişen ekmek kokusu karşılar sizi. Küçük vitrinli dükkânlar, her dem taze balık satan balıkçılar, tarihi ekmek fırını, pek çoğunun kapısı yola açılan ahşap evler, tarih sayfalarında teker teker yerlerini almış yalılar, insanlar ve tabii ki her manav tezgâhının başköşesinde duran meşhur Çengelköy bademi. Börekçiyi de unutmamak lazım. (more…)

Tags: ,
6th Mayıs
2008
written by admin

Bebek Koyu’nun ve Boğaziçi’nin namlı yalılarından biri Yılanlı Yalı’dır. Bu yalı, eliböğründelerle taş duvar üzerinde, geleneksel mimari üslubuyla İstanbul’da ancak birkaç örneği kalmış ahşap yapılarımızdandı. 1964 yılında Harem bölümü tartışmalı bir şekilde yandı. (more…)

Tags:
6th Mayıs
2008
written by admin

Valide Paşa Yalısı, 1902 yılında İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco tarafından yapıldı. Hâlâ Mısır Başkonsolosluğu’na ait olan (deniz cephesinden üç, cadde cephesinden iki katlı) kârgir bir binadır. İnşası, üzerindeki tarih levhalarına göre 1318’dir (1902).  Bu bina aynı yerde yapılmış üçüncü yapıdır. İlk yapı, Sultan III. Ahmed’in Kadıaskerlerinden Dürrizâde Arif Efendi’nin yalısı idi ki, Bebeğin Lâle Devri eseri namlı yapılarındandı. (more…)

6th Mayıs
2008
written by admin

Bebek Oteli ile sahil kornişinin, apartman tarzı sahilhanelerin yeknesaklığını gideren bu 91 nolu, iki katlı yalı/köşkü oldukça şirin. Duvarları betonarme olmasına rağmen, ahşap kordeleli saçağı, beyaz boyası ve şale sitiliyle bir muhabbetkuşu gibi. Bu sahilin eski günlerinden hafif bir esinti getiriyor. Aslında, birkaç sayfa evvel kaydettiğimiz muhteşem yalılardan kalan arsa üzerine, 1968’de İsmet İnönü’nün yaverlerinden Fikret Yüzaltı tarafından yaptırılmış. Girişi ve taksimati hareketli ve çok kullanışlı. Holden basamaklarla, akvaryum gibi, deniz üzeri salona iniliyor.

Tags:
6th Mayıs
2008
written by admin

Tekrar zaman içinde gidip geliyoruz. Uçup giden bir yalı da Hekimpaşa Yalısı’dır. Mareşal Motkr, bu yalının set set bahçelerinden ve içindeki güllerden övgü ile bahseder.

Dizdaroğlu’na göre bu yalı Bebek Vapur İskelesi civarında, üç birimden oluşan saray yavrusu pembe bir yalıdır.

“Şair Abdülhak Hamit, orta yalıda dünyaya gelir. Büyükbaba Abdülhak Molla aynı zamanda Bebek’teki bu Hekimbaşı Yalısı’nın biricik sahibidir. Hekimbaşılık, Abdülhak Molla’nın sarayda bir numaralı hekim olmasından ileri gelmektedir. Bu arada zeki ve usta büyükbaba Abdülhak Molla, müstebit, kan dökücü, aynı zamanda reformist, bestekar, şair Sultan II. Mahmud zamanında hepi topu oniki kere evlenmiştir! Torun şimdi Hekimbaşı Yalısı’ndaki özel odasında altın kakmalı beşiğe yatırılmış, mışıl mışıl uyumakta. Atlas yorganı elbette sim işlemelidir… fırtına durmuş, ay ışıklı parlak bir kış gecesi başlamıştır….”

        İstanbul/Boğaz yazarları, bu bahçeli, seralı, korulu, kayıkhaneli muhteşem yalı ile yine Abdülhak Molla’nın Küçük Çamlıca/Çilehane yanındaki köşkünün yıkılıp, kayboluşuna haklı olarak yanıp durmaktadırlar. Bazıları da “Hayal olmuş Hakikatler”i dile getirirler.

Tags: